1944 AHISKA SÜRGÜNÜ
Ayın dolunay, ayazın sertleştiği bir Kasım gecesidir. Ellerinde otomatik silahlar başlarında kızıl kepleriyle kana susamış kızıl Rusya’nın cani askerleri verilen görevi yerine getirmek üzere harekete geçerler. 250 bine yakın Türk’ün kapısı gece yarısı çalınır ve yarım saat içinde hazır olmaları istenir. Sadece ve sadece Türk oldukları için evlerinden ocaklarından sökülüp atılan insanlar önce yük vagonlarına doldurulur, ardından hava almamaları için tüm delikler tahtalarla kapatılır ve tren hareket ettirilir. Her istasyonda mola verilir ama bu mola ihtiyaç molası değil havasızlıktan ölenleri trenden atma molasıdır.
Günler süren bu yolculuk sonunda sağ kalmayı başaranlar bu defa Sibirya dağlarında ölüme terk edilir. Kara kış Sibirya’da üzerine düşeni yapmaktadır ve evlere alınması yasak olan binlerce kadın çocuk yaşlı insan kara kışın ortasında donarak can verir. Allah’ın yaşaması için süre verdiği bir avuç insan hayatta kalmayı başarmıştır. Onlarda tüm varını yoğunu kaybettiği için yıllar boyunca köle durumda çalışmak zorunda kalmıştır. İşte dünyaya kan kusturan Stalin’in marifetlerinden sadece bir örnekti bu. Onlar sadece Türk oldukları için sürüldüler ve sadece Türk oldukları için kan dondurucu soğukta can verdiler. O gün iki kutuplu olan dünya bilmem kaç yüzlü olduğunu gösterdi ve ölen Türk olduğu için sesini çıkarmadı.
Dünyada batılı açısından bakıldığında bilinen bir gerçek vardır ki; ‘ölen Türk’se sorun yoktur.’ Dünyanın aklından çıkarmaması gereken bir gerçek daha vardır ki bu millet ölmeyecek, bu millet bitmeyecektir. Dün Çanakkale’de, Bağdat’ta, Trablus’ta, Sarıkamış’ta, Türkistan’da can veren bu millet bugün yine dünyanın her köşesinde can veriyor, ama bitmiyor. Dostu Allah olan bu millet biter mi?
Türk’e düşman olan kim varsa ona düşmanız!
Allah Türk milletini ilelebet muhafaza ve payidar etsin…
Fatih KAPLAN 16.11.2017