KAZANAN VE KAYBEDENLER
Seçimler geçti, olan oldu biten bitti. Seçim sonuçlarına göre kazanan ve kaybeden taraflarda kendi öz savunmalarını yaptı. Genel bir değerlendirme yapacak olursak. Seçimin galibi, kazananı kaybedeni tüm açıklığıyla ortadadır. Fakat seçim değerlendirmesinden önce yeni sistemin değerlendirmesini yapmak isteriz.
Türkiye’de ilk defa uygulanan ittifak sistemi de milletin onayına sunulmuş oldu. Millet olarak da gördük ki seçim sonrası yapılacak pazarlık veya koalisyon işleri seçim öncesinde olursa ne milletimiz sıkıntı çekiyor ne de sistem darboğaza giriyor. Hatırlayalım en son 7 Haziran seçimlerinden sonra iki parti arasında yaşanan koalisyon pazarlıklarını. O seçimlerin tekrarlanmasını gözümüzün önüne bir getirelim. Peki, şimdiki sistemde ne sakınca vardır? İttifaklar yapılmış herkes sabah kalktığında sandığa gitmiş ve oy vermek istediği partiye rahatlıkla oyunu vermiştir. Hatta seçimler öncesinde ‘ bizim partiyi engellemeseler çok oy alırdı.’ Türünden sözler de tarihe karışmış oldu. Seçim oldubitti ve memlekette ne kirli pazarlıklar yaşandı ne de her hangi bir dedikodu. Şimdi böyle bir sisteme kötü demek veya yaşanmadan her hangi bir kötü senaryo üretmek doğru mudur? Demek ki bazen bekleyip görmek lazımdır. Bu noktada seçimi şunun veya bunun kazanması önemli değil, önemli olan ülkenin karanlık gün ve gecelerde zaman kaybetmemesi değil midir?
Şimdi kısaca parti ve aday değerlendirmesi yapmak gerekirse; seçimlere ‘cumhur ittifakı’ adı altında giren iki parti hem çalışma hem de millete verdikleri güvenle seçimin galibi olarak çıktılar. Onlar seçmene “ biz artık beraberiz.” Derken. Seçmende onlara “ biz zaten 7 Haziran seçimlerinde sizi beraber görmek istedik. Nasip bugüne imiş.” Diyerek o gün olması gerekeni bugün kendi elleriyle yaptı. Adalet ve kalkınma partisi girdiği son seçimde de oyunu kaybetmesin rağmen birinci parti olarak çıkmayı başardı. Bunu partilerinin kazanç hanesine yazmak gerekmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi ise genel başkanları sayın Devlet Bahçeli önderliğinde büyük bir risk alarak girdiği seçimlerden hiç oy kaybetmeden hatta büyük kazançlarla seçimlerden yüz akıyla çıktı. Çünkü, partinin seçime girerken iki büyük hedefi vardı. Biri yeni oturtulmaya çalışılan sistemin onaylanması diğeri ise cumhurbaşkanı adaylarının seçilmesi. Fazla öteye gitmeden kaset olaylarından son yaşanan ‘çakma kurultay’ komplolarını yaşayan bir partinin bu denli bir başarıya imza atmasını ‘ ÜLKÜCÜLER’ hariç kimse beklemiyordu. Fakat onların inanç ve azmi hiçbir zaman kırılmamış, liderlerine olan güvenleri ise hiçbir zaman kaybolmamıştı. Bunun sonucunda onlara güvenen milletimiz de gereğini yapıp, “ ÜLKÜCÜ OLMADAN MECLİS OLMAZ.” Diyerek onları yüce meclise soktu.
Gelelim ‘kadrolu muhalefet partisine.’ Parti içi hesaplaşmayı devletin başının onaylanacağı bir seçim yarışına sokan ‘kadrolu muhalefet partisi’ Seçim dönemi süresince gösterdikleri adaylarla ve yetersiz kampanyalarla beraber beklenen hazin sonu yaşadı. Son seçimler de gösterdi ki düştükleri yerden kolay kolay kalkamayacaklar. Seçimlerde ise seçmenlerine terör örgütünün partisini meclise taşıma görevi vermekle bu defa da milletin gözünden düşmeyi becerdiler. Şimdi, yazıyı okurken ‘iftira atma’ diyenleri duyar gibi oluyoruz. Fakat bu bir iftira değildir. Buna iftira diyenleri ‘kadrolu muhalefet partisinin’ genel başkanının açıklamaların dinlemeye davet ediyoruz ki, ne demişti; “ biz farklı renkleri meclise taşımayı başardık.” Neydi bu renkler? Hatırlayın yıllar önce, ‘Erdal İnönü’nün meclise taşıdığı sarı-kırmızı-yeşil’ renklerdir!
‘millet ittifakı’ adı altında seçime giren diğer partileri ise değerlendirmeye gerek bile yoktur. Nitekim onların parti sayılmaları için önce kendilerine gelmeleri lazımdır ki, son seçimlerden hemen sonra çözülmeye başladılar. Aldıkları oyu başarı olarak gösterenlere de sormak isteriz ki; “ madem başarılısınız, neden halay çekip oynamıyorsunuz?” ne diyelim. Allah ıslah eylesin, Allah akıl fikir versin.
Son seçimler de milletimiz son sözünü söylemiştir. Tüm parti ve kişiler milletimize hakaret etmeden milletimize hizmet etmenin yollarını bulmak zorundadır.
Allah milletimize zeval vermesin. Seçimler milletimize hayırlı uğurlu olsun…
Fatih KAPLAN 2.07.2018