AFRİN-MÜNBİÇ-SİNCAR-MUSUL-KERKÜK ÖZERK CUMHURİYETİ
PEKİ YA SONRA?
Birinci körfez savaşının başlamasıyla beraber bu bölgelerde kan hiç durmadı. Son dönemlerde ise Suriye’ye sıçrayan ateş yıllardır insanları yakıp yıkmakta. Peki ne uğruna, Büyük Ortadoğu projesinin gerçekleşmesi ve Siyonizm’in rüyalarını gerçekleştirmek üzere atılan bu adımlar. Kahraman Türk ordusunun ve büyük Türk milletinin vurduğu satırla ortadan ikiye bölündü. Bölgemizde bizi yok sayan, ülkemize her gün başka bir tehditle iş gördürmeye çalışan emperyalist güçler bu bölgede bir bir düşmeye. Destekledikleri isimleri başka cisimleri aynı olan terör örgütleri de yerle yeksan olmaya başladı.
Kahraman Türk ordusu ilerledikçe geri çekilenlerin yerini bizim ordumuz, onların bayrağının yerini de bizim bayrağımız almaya başlayınca, karşımızda olanlar birleşmeye başladı. Şimdi ne yapmalıyız?
Şimdi, Amerika veya herhangi bir Avrupa ülkesi diliyle ne istiyorsa bizde onu yapmalıyız! Yani onlar ne diyor? “ her halk, her ülke kendi yaşam tarzını kendi hür iradesiyle belirlemeli ve her halk özgürlüğüne kavuşmalı” demiyorlar mı? Onun için bu bölgelere yıllarca “demokrasi gelsin.” Demiyorlar mı? Şimdi, bizlerde bu bölgelerdeki insanların kendi kararlarını kendileri vermeleri gerektiğini savunuyoruz. Nasıl mı?
Bu bölgeleri birleştirip, seçim güvenliğini alıp önce özerk cumhuriyet referandumu istiyoruz. Bu insanlar yıllarca acı çektiler ve gözyaşı döktüler. Emperyalist devletlerin askerleri yıllarca buradaki insanlar ızdırap verdiler. Çocuklar onları gördükçe kaçacak delik aradı. Ne zaman ki kahraman Türk ordusu bu bölgelere girdi ve bayrağımız emanet bıraktığımız bölgelerde dalgalanmaya başladı işte o gün, çocukların yüzü gülü annelerin feryatları sona erdi. Özerk cumhuriyet ilan edildiği anda bu bölgeye onların izin vermediği hiçbir ülke giremeyecek. Herkes, kendi köyünde evinde ve bölgesinde yaşayacak. Bu özerk cumhuriyette ilan edilirken bölgeye huzur getiren Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin hamiliğini ve garantörlüğünü anayasasına koyacak. Biz onlara abilik yaparken onlara bir Allah’ın kulu ilişemeyecek. İşte o gün bu bölgede ne deaş, nede herhangi bir başka örgüt barınamayacak.
Birleşmiş milletler hukukuna göre de normal sayılacak bu uygulama hemen uygulanmalı ve ilk tanıyan ülke de biz olmalıyız. Huzurun, rahatın ve barışın geleceği bu bölge, daha fazla özgürlük ve rahat istediği anda. Tarihte bize ilhak olan devletler nasıl yaptıysa aynen öyle yapmalı ve bölgede birleştirilmiş büyük İsrail değil, huzura kavuşmuş BÜYÜK TÜRK DEVLETİ’nin ilk parçası tamamlanmış olur.
Bunlara örnekte verebiliriz; yani Batı Trakya Türk Devleti( 13 ağustos 1913- 25 ekim 1913) veya Hatay Cumhuriyeti( 12 eylül 1938- 30 haziran1939) tarihleri arasında kurulan bu cumhuriyetler bize nasıl katılıp bizim parçamız olduysa işte bugün de bu kurulacak özerk cumhuriyet yarın bizim parçamız olur.
İşte o gün bölgedeki tüm planlar altüst, dünyadaki tüm dengeler bizim tarafımızda olur. Bu olaya da en çok dünya kamuoyu sevinir zira onların istediği “demokrasi” de böylelikle uygulanmış ve bölge halkının istediği olmuş olur.
Yaşasın BÜYÜK TÜRK CUMHURİYETİ …
Fatih KAPLAN 5.04.2018