Benim oluyor. Sanki hayatın dışındaymışım da, görünmez bir bedenle hayatı seyrediyorum.
Siyaseti, iş hayatını, egoları kavgaları, gereksiz takıntıları, bazen diyorum insanlar nasıl bu kadar kötülükle baş edebiliyor, ya da insanlar neyi paylaşamıyor ve birbirleriyle hep bir savaş halindeler?
Koskoca evrende neden hiçbir şey adil değil?
Şu son günle/rde insanları daha çok dinliyor, salgından dolayı ne kadar mesafeli olsam da, daha çok insanı gözlemliyorum.
Çoğu insan özellikle gençlikte çok büyük sıkıntılar var, hayatlarında yanlış giden birşeyler var.
Şiddet meyillisi mutsuz, daha doğrusu mutluluk kavramının ne olduğunu bilmeyen kimlik karmaşası yaşayan insanlar görmek çok üzücü.
Özellikle hastalık, yasaklar, geçim sıkıntısı ve aile içindeki kopukluklar dikkatimi çeksede, aslında başka birşey daha var sanki insanları yalnızlaştıran, mutsuzlaştıran, oda insanın kendi içinde ki savaşları, kendilerine bile itiraf edemedikleri, duygu karmaşası, her şeyin fazlasını isteme güdüsü, farklı olma bu farklılığı herkese kabul ettirme düşüncelerini ağır basması.
Sonuç;
Mutsuzluğunun farkında olmayan bir kitle, sosyal ağlarda mutluluk pozları verip egolarını yükseltirken kendi içlerinde kocaman boşluklar oluşan bir insan türü.
Üretmeyen, araştırmayan, okumayan, mantıklı davranamayan, ama ön saflarda tam tersi gibi davranan bir sürü insan, neden böyle sizce?
Dedim ya bazen hayatı dışardan seyrederim insanları analiz ederken kendimi yargılarım, böyle yaparak kendime adil davrandığımı düşünürüm ne kadar etrafım adil olmasada kendi içimde ki savaşı kazanmanın mutluluğunu yaşarım.
Fakat her geçen gün yalnızlaşan insanlık, beklentileri bitmeyen insanlık neden ellerinde ki değerlerin farkına varmadan hep daha fazlasını ister ki, diye düşünmeden edemem.
Bugün tanımadığım biriyle muhabbet ortamı oluştu, adam o kadar tutarsız konuşmalar içindeydi ki, dinlerken içim kanadı diyebilirim.
Sağlıklı genç biri, işi var, ama konuştuğu zaman bulunduğu mevkinin bile ona bir fayda getirmediğini gördüm.
Mutsuz ve hiçbir kelimesi birbirini tutmayan, tam bir ruh hastası ama bir yönetim içinde birçok insanın başında biri.
Düşünmeyi bile bilmeyen birisi, üreten insanların başında onları yönetiyor.
Adil olmayan bu ve maalesef ki siyasetten tutun hayatın her noktasında bu tür insanları görebiliyorsunuz.
Siyaseti bilmeyen siyasetin başında, birilerinin omuzuna basarak geliyor,
Şirketlerde yönetimi bilmeyen eğitimi olmayan ama çok güzel işverenine yalakalık yapan insanlar eğitimli emektar insanların başında.
Ne bileyim, sosyalleşmeyi bilmeyen sivil toplum kuruluşlarının anlamını bilmeyen bu kurumların başında.
Emek harcamadan bulundukları makamların ne anlama geldiğini bilmeyen atamalarla o makamlarda.
Tamda burada size kendi başımdan geçen bir konuşmayı paylaşmak istiyorum, bu konuşmanın geçtiği kişi maalesef ki Türkiye’de bir makamda ve o makam için herşeyi yaptı ve ona göre kazandı.
_ Ben geçmişime bakmam, gerekirse ezer geçerim, kullanmam gereken insanıda kullanırım ve istediğim yere gelirim.
Ben;
_ Peki insanlık? İnsanlık ne olacak her geldiğin noktaya herkesi harcayarak geldin yalnız kalmaktan korkmuyor musun?
_ Giden gider yeni kazanımlar önemli arkama baksaydım bu makamda olmazdım, bugün kazandıklarımı da yarınlar için harcarım. Demişti.
Ve bu insan yarınlarda daha büyük makamlar düşünüyor bilmem anlatabildim mi?
Bu tür insanlar Ülkenin o büyük makamlarına oturmaya devam ettikçe hakeden emek harcayanlar hiçbir noktada olmayacak.
İşte bu yüzden insanlar içlerindeki savaşları kaybetmeye devam edecekler.
Hevesleri kırılarak, hayalleri yok olarak, kendi kendilerini tüketmeye devam edecekler.
Bizlerde dışardan bu olanları seyredeceğiz okuyarak üreterek ve şaşırarak adaletsiz bir zamanı yaşamaya devam edeceğiz.
Ama en azından insan kalacağız, belki makamlarda olmasakta hak katında ki makama layık olmaya çalışacağız.
Bilemiyorum belki de kendimizi kandırcak, kendi kendimize teselli yolu olarak göreceğiz.
Son olarak, şunu asla unutmayın, herkes kendi içinde çok değerlidir kötülükleri görüp iyiliklerden vazgeçmeyin.
İnançlarınızdan, hayallerinizden asla vazgeçmeyin, bırakın mutsuzluk veren makamlar kötülerin olsun, siz hayatın güzelliklerini yakalayın yeter.
Sevgiyle kalın.
Ayten Turan 09/02/2021
.