İNSANOĞLU MAKAMI SEVİYOR
Yasakların kalkmasının ardından ertelenmekte olan STK ve Siyasi kongreler yapılmaya başlandı.
Adayların seçimler öncesi çalışmaları ve kongreler her ne kadar pandamı öncesi heyecanını yansıtmasada bütün adaylar ve STK üyeleri ellerinden geleni yaptığını gözlemleyebiliyoruz.
Tokat STK ların daki, seçilen seçilmeyen tüm hemşerilerimiz verdikleri emeklerden dolayı yürekten kutluyorum.
Yeri geldiğinde, ( Bu yazımda da eleştirilerim olacak ) en çok eleştiren ben olsamda biliyorum ki tüm STK larda ki, hemşerilerimiz gönül işi yapıyor bir toplumu ayakta tutmak ve öncü olmak kolay bir şey değil.
STK larımızda emek veren başkanlarımız ve yönetimde ki, arkadaşlarımız olsun yeri geliyor kendi özel hayatlarından fedakarlık yaparak bu çalışmaların yolunda gitmesi ve birlik beraberlik içinde yürüyebilmek için çok emek harcıyorlar.
Diğer taraftan gönül işi dediğimiz STK larda ki başkanlık koltuğu için kendi köyünü akrabasını dahi kıran insanlarıda görmek herkesi üzüyor.
Öncelikle baştada dediğim gibi bu işler gönül işi ama bu gönül işini koltuk sevdasına çeviren bencilleştiren insanlarıda görmek maalesef kaçınılmaz oluyor.
Peki bir insan makam için, gönülle emekle yaptığı işi bile neden bir gövde gösterisi olarak görüyor, neden toplumun önünde olmak bazı kişiler için toplumun onlara verdiği görevlerden daha ön sıraya geçiyor?
Ego mu?
Bana göre insanın kendini yetersiz görmesi ve kendinde ki yetersizliği oturdukları koltuklara tamamlamaya çalışmaları.
Acı bir gerçek insan fıtratında olan bencillik duygusu, tabi istisnalar kaideyi bozmaz bunu her STK gönüllüsü için söylemek acımasızlık olur ama bu da bir gerçek insanoğlu makamı seviyor.
STK larda bu tür insanlara kapılarını açıyor.
Amacım İnsanların yaptığı işi küçümsemek değil ama makam sahibi olmak demek sadece yalan yanlış alkışlanmak değil o makamı taşıyabilmek olmalı, bu en küçük bir makam bile olsa insan kendini yetiştirerek geçmişte ki yaptıklarının aynasında geleceği yönlendirmesi gerekli.
Başkan olmak demek, özünü saklamak olmamalı kendi hür iradesi de ki düşünceyi saklayıp o toplumu kandırarak yürümemeli bu ne demek mi?
Mesela geçmişte ki bazı paylaşımlarında, aday olduğu kurumun ideolojisi dışında inandığı yol dışında yorumlar yapan birinin, bu kuruma başkan olmak için eski paylaşımları silip aday olduğu kurumu farklı algı yaratarak kazanmak istemesi gibi.
Ya da aday olduğu kurumda ki akrabalık bağlarını unutup karşısında ki insanları ezerek dökerek o makama gelmek isteyip, yarınların ne getireceğini unutmak gibi.
İnsanları balık beyinli gibi görüp, geçmişte ki yaptıklarını insanların unuttuğunu sanıp bugün herşey farklı olacak demeleri gibi.
Adap erkan bilmeden kendilerini yetiştirmek yerine, saygıyı alkol masalarında aramak parasıyla o makamları kendine hak görmek gibi.
Bunlar tabi çoğaltılabilir gibiler ama unutmamak gerekir ki, tarih her zaman bir gün nükseder bunu unutmayarak kırmadan dökmeden toplumda öncü olmak gerekli ve geleceği STK larda ki herkesle beraber inşa etmeli geleceğe ışık olmak o toplumu ayakta tutmak için o makamların hakkı verilmeli, yoksa bu gönül işleri bu emek heba olur ve heba olmakla kalmaz önce o makam sahiplerini sonra öncü olduğu toplumları karanlıklara iter.
Kendi ellerimizle karanlıklarda kalmamak için ne istediğimizi bilmemiz ve aydınlık yarınlar için önce kendimizi sonrada öncü olduğumuz toplumu eğiterek aydınlıkları göstermemiz gerekli.
Yazımın sonunda tüm Tokat STK larında ki güven tazeleyerek gelen ve yeni yönetimlerle emeğe topluma gönüllü hizmet için gelen başkanları ve yönetimlerini kutluyoruz, yolları açık olsun.
Ayten Turan