Anadolu’ya ilk geldiğimiz günlerden itibaren haçlı dünyasının aklında tek bir fikir vardır. O da Türkleri bu coğrafyadan atmak ve gedikleri topraklara geri göndermektir. Kısaca Hilal- haç arasındaki kavga diye isimlendirdiğimiz bu savaş son birkaç yüzyıldır daha da yoğunlaştı ve haçlı zihniyeti bu amacına 100 yıl önce kavuşacaktı. Ta ki karşılarına dikilen kahraman Türk evlatları olmasaydı.
Şimdi bugün yine aynı kavga ve yine aynı senaryolar uygulanmakta isimler değişse de kavga yine bu topraklarda verilmektedir. Son birkaç yılda daha da derinleşen ve cepheleri belirginleşen bu savaşta devletimizi idare edenlere büyük görevler düşmekte ve devletimizi siyasi karmaşa ortamına sürüklemeden bu anafordan çıkarmak zorundadırlar. Geçmişte yaşanan acı örnekler ele alındığı zaman son dönemde balkan savaşlarında yaşadıklarımız ders olmalı siyasi istikrarsızlık sözü rafa kaldırılmalıdır. Meclise giren her parti ve milletvekili meclise girdikten sonra, milli konularda siyasi kimliğini bir kenara bırakmalı ve devletine sahip çıkacak her türlü girişimi göğsünü gere gere yapmalıdır.
Böyle bir ortamda partilerin düşünmesi gereken baraj veya seçim değil mevcut şartlarda her türlü önlemin alınmasını, ivedi bir şekilde sağlamak olmalıdır. Etrafımızdaki ateş çemberi iyice daralmakta ve etrafa düşen ateş artık bizi de kendine çekmektedir. Bu çıkmazdan kurtulmak için sadece siyasilere değil toplumun tüm fertlerine iş düşmekte ve herkes üzerine düşeni hakkıyla yapmak zorunda olmalıdır.
Bu oyunda en çok görev düşen kurumların başında da basın organları gelmekte ve gerçekleri milletine olduğu gibi yansıtmaya çalışmalıdır. Yerel basın da elinden gelenin en güzelini yapmaya çalışırken artık kuru çekişmelere fırsat vermemeli ve tüm imkanlarıyla bu mücadelede yerini almalıdır.
Böyle bir dönemde şahsi veya parti çıkarını düşünen veya siyasi geleceği uğruna oy hesabı yapıp günlük dedikoduyla iş çevirmeye çalışanlar bu hesaptan önce büyük şeytanın Suriye’de tek tipte kaç tane terörist yetiştirdiğinin hesabını yapmalı ve ondan sonra oturacağı koltuğun önceliğini düşünmelidir. Sadece Suriye değil tüm komşularımızda ve düşmanlarımızda bizi yemek için fırsat kollamakta ve en ufak bir açığımızı yakaladıklarında fırsatı kaçırmayacaklarını belli etmektedirler.
Bağımsız bit Türkiye’nin gurur kaynağı bağımsız basın için mücadele etmek en büyük vazifemiz olmalıdır.
Basın kuruluşlarımızın ve basın yayın sektöründe mücadele eden tüm arkadaşlarımızın gününü kutlar. Mücadelelerinde, Allah’tan kolaylıklar vermesini dilerim.
Fatih KAPLAN 11.01.2018