BEYLER ATIŞ SERBEST Mİ?
Önümüzde yerel seçim var ve Erbaa’da seçim maratonu başlamış görünüyor. Bizlerde son yaşadıklarımıza baktığımızda bu yarışın sadece başlamakla kalmayıp son derecede ateşlenmiş olduğunu görüyoruz.
Bu seçim yarışında bir de taraflar var. Mesela siyasi partiler, adaylar, aday adayları, adayları yönetmeye çalışanlar, aday olmak için meydana çıkacak olan er kişilerin yerine geçmek isteyen gizli yandaşlar, bir birine suç üretmek için dedikodu yayanlar. Oturduğu yerden kalkmamak için döner koltukta kırk tarafa dönenler, hiçbir şey kesin olmadan tarafını belli etmeyenler vs… Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
İlk olarak bu paragraftakileri ele almak gerekirse; siyasi partiler milletine hizmet için kurulmuş ve milletin verdiği yetkiyi en güzel şekilde millet lehine kullanan kuruluşlardır ve çoğu siyasi parti de bu amaç doğrultusunda çalışmalarını yürütür. Adaylara gelince, onlarda verilen yetkiyi en güzel şekilde kullanacağını milletine anlatmak için kendine göre yöntemler geliştirerek milletin kalbine girmeye çalışan insanlar olarak tarif edebiliriz.
Peki, ya diğer kesimler. Adayların ve partilerin arkasına sığınan hayatını bir sığıntı olarak idame ettirmeyi görev bilenler! Onlar için ne yazmalıyız? Elinden dedikodudan başka bir iş gelmeyen ve bulunduğu ortamda fitne fesat çıkarıp insanların birbirine düşmesinden zevk alan bu geveze takımı için neler söylenebilir? Karşılarına çıkan herhangi bir yazı veya görüş için mertçe çıkıp iki kelam edemeyenler, kendini dev aynasında görenler ve kendilerine verilen ‘önemli birey’ rolüne kendini kaptıranlar için neler söylemeliyiz? Bulundukları topluma zerre kadar getirisi olmayanlar, verilen makamları kendi şahsi çıkarı için kullanıp kendilerine verilen değerin binde birini bile hak etmeyen değersizler için neler düşünmeliyiz? Kendini üç beş kuruşa peşkeş çekip karşılarına çıkan herhangi birisi için de, aynı şeyi düşünmekten kendini alamayan, olmadık filmlerde oynayıp, kendilerine ‘figüran’ gözüyle bile bakılmayanlar, için hangi cümleyi kurmalıyız? Olmadık işleri yapıp kendilerine ‘emir eri’ muamelesi yapılmaktan ar etmeyen yüzsüzler için ne diyelim? Devletin kasasını arpalık olarak kullanıp insanları da kendilerine köle zannedenler için, hangi etiketin yakıştığını söyleyelim… Aslı olmayan işlerle laf üretmeye çalışanlar kendiniz inanmadığınız yalanları başkalarına söylemeyin…
Daha demeliyiz? Bence şimdilik bu kadar yeter!
Bu seçimde bir de bunların haricinde iki taraf daha var. Bunlar da seçimlerde son sözü söyleyecek olan millet ve milletin gözü kulağı ve sözcüsü konumunda olanlar var. Millete diyecek sözümüz yok o ne derse neye karar verirse biz ona uyar onun dediğinden çıkmayız!
Milletin sözcüleri adına da milleti karşısında almak isteyenler hakkında birkaç kelam etmek istiyoruz. Sizler yani biraz önce yukarda bahsettiğim zatıaliler! Sizler ve sizin gibiler milletin sözcülerini susturmaya çalışabilir hatta susturabilir siniz. Satın almaya çalışabilirsiniz. İşine engel olmaya çalışabilir, hatta aç bile bırakabilirsiniz. Ama şunu asla unutmayın sizler bu milletin sözcülerini asla ve asla:
KORKUTAMAZSINIZ! SUSTURAMAZSINIZ! DURDURAMAZSINIZ!
Onların korkması veya sinmesi için sizin gibi olması lazım. Sizin gibi olmadığına veya olmayacağına göre de onlara herhangi bir şey yapma şansınız yok! Zaten sizin gibi olsa sizin içinizde olurdu. Sizler de şöyle bir kafanızı kaldırın ve etrafınıza bakın aranızda sizden farklı olan var mı? Her sazı eline alanın, söz sahibi olmak istediği yerde değil misiniz? Sazın teliyle sözün dili bir olmalı! Değil mi?
Benden size bir tavsiye dedikoduyu bırakın, mert olun. Ortaya çıkın bir yazı yazıp altına da adınızı yazıp imzanızı atın. Unutmayın imzasız yazının hükmü yoktur! Korkmayın, korktuğunuz sürece gölgede kalacak, sindiğiniz sürece silik olacaksınız!
Milletin sözcüleri hakkında her türlü atıp tutmayı seven güruha şimdi soruyorum:
BEYLER ATIŞ SERBEST Mİ?
Fatih KAPLAN 22.10.2018