ERBAA DA AK PARTİ KUMAR MI OYNUYOR?
Erbaa da seçim hareketi ve harareti başladı. Geçen hafta içinde ise mevcut belediye başkanı Sayın Hüseyin Yıldırım’ın savcılık tarafından verilen takipsizlik kararından sonra ise aday olma konusunda önündeki en büyük engeli aşmış görünüyor. Hali hazırda parti içi demokrasinin bir gereği olarak meydana çıkan aday adaylarının ise Hüseyin Yıldırım’ın çalışmaları sonucunda bir avantajları ortaya çıktı ki bu da milletin “ Adalet ve Kalkınma partisinin adayı kim olursa olsun oy vereceğiz.” Sözüdür. İşte bu güvence aday adaylarına cesaret verse de bu sözün söylenmesine çalışmalarıyla vesile olan Hüseyin Yıldırım’ın başarısı ve avantajına bir durum demek doğru olur. Neden mi? Bunun tam tersi bir durum oluşmuş olsaydı yani millet diyebilirdi ki, “ her kim aday olursa olsun ben o partiye oy vermem.” Şeklinde bir yaklaşım ortaya çıksaydı bu da Hüseyin Yıldırım’ın başarısızlığı ve partisine en büyük zararı olarak tarihe geçerdi.
Sokaklarda diyor ki, “zaten mevcut belediye başkanımız var. Üstelik başkanımızın her an kapısını çalabiliyor, karşısına oturup derdimizi anlatabiliyoruz. Onu bazen yer sofrasında bazen de zor geçinen bir ailenin hemen yanı başında gördüğümüz için bizler onu desteklediğimiz için ona sahip çıkıyoruz. Zira o seçimlerden sonra bizi unutmadı. Bizler de ne son yerel seçimi nede ondan önceki seçimleri unutmadık. Kendimize vekil tayin ederken bile biz onu hep yanımızda bulduk ve ona güvendiğimiz için kendi memleketimizden evladımız olmasına rağmen biz yine de ona ve partisine güvenip oy verdik. Bugün olsa yine veririz. Fakat son günlerde onu yalnızlaştırma ve zor duruma düşürmek için karanlık odaklar harekete geçti. Onları kimi zaman dehlizlerde kimi zaman resimlerde gördük ama biz kimin ne olduğunu ne niyetle aday olduğunu biliyoruz. Bizi hiç kimse tehdit etmesin. Kendi köle olanların bizi köle etmesine rıza göstermeyeceğiz. Bildiğimiz ve güvendiğimiz insanlar varken ne partimiz kumar oynasın ne de bizi koz olarak kullansın. Vekillerimiz de kiminle yan yana durduklarına dikkat etsinler ki yarın onları koz olarak kullanmak isteyenler başka bir yol bulunca ilk onları terk edecektir.” Diyor e bu sözler artık sokaklarda dillendiriliyor.
Bizlerde siyasetçilere diyoruz ki, “sokağın sesini dinlemeyen kumar oynar ve dibi görünmeyen suları sığ sular olarak görür. Boğulmanın ilk adımı attığında yanında da hiç kimseyi bulamaz ve azgın sular ilk onları götürür. Elinde yeterli metası olan ve onu yerinde kullanmasını bilen akıllı siyasetçiler kumar oynamazlar. Üzerlerinden kumar oynanılmasına da müsaade etmezler.”
Millete rağmen siyaset yapmaya çalışanlar ise tek bir şeyi söylüyor, “biz ondan iyi yaparız. Bizim gözümüz ela kaşımız kara. Boyumuz sırım gibi, dilimiz kıvrımlı. Cilveli ve makam sahibiyiz biz ne dersek o olur. Millet ne bilir.” Diyorlar.
Millet de diyor ki, aslında hiç bir şey demiyor karşısına gelenlere şöyle bir bakıyor. Sonra gülümsüyor. Töresinde olduğu için gelen hoş geldin diyor elini sıkıp gönderiyor. Fakat dili söylemese de gözünün içine bakıp o aday adayına “ ben sana sorarım.” Deyip gönderiyor.
İnsanların göz bebeklerine bakarsanız ne demek istediklerini çok iyi anlarsınız. Ki bazılarının insanların gözüne bakmaya bile cesareti yok…
Fatih KAPLAN