Geçen yıl yine bu zamanlardı ve bizler okullarımızda uygulanan kıyafet zorunluluğunu yine bu satırlardan sorgulamıştık. Yazımızda da, “ çocuklarımızın hangi renk giydiğinin ne önemi var. Önemli olan onların kaliteli eğitim alması değil mi?” diye özetleyebileceğimiz bir yazı kaleme almıştık.
Bu yıl yine aynı gündemle kitleleri rahatsız etmemek e meşgul etmemek adına bu konuyu daha sonra gündeme getirmeyi yuğun görüyorduk. Fakat ülkemizin bir yerinde; ‘evladına pantolon alamadığı için, intihar eden bir baba.’ Haberini okuduğumuzda yurdumuzda Kapitalizm’in ulaştığı noktayı bir kez daha görünce bu noktayı sizlere arz etme ihtiyacı duyduk.
Şimdi sormak isteriz bazı kesimler ülkemizde Devrim yıllarında çıkarılan ‘şapka kanunu’ için yeri göğü inletirken bugün çocuklarımıza zorla giydirilmeye çalışılan ve belli bir işyeriyle okul aile birliklerinin kafasına göre ayarladıkları okul kıyafetleri konusunda neden her hangi bir Allah’ın kulu çıkıp ta iki kelam laf etmez. Aslında konu sadece bu kıyafetler değil. Artık ülkemizde bu tür sorunları konuşmak bile zül sayılmalı, öğretmelerimiz bile okula serbest kıyafetle giderken çocuklarımızı belli bir kıyafete zorlamak onların beyinleri değil giydikleri önemli demek değil midir? Çocuklarımıza aldığımız kıyafeti çocuğumuz bir hafta sonra yırtarsa veya o kıyafet yanarsa ne yapmamız gerekiyor çocuğumuza her hafta yeni bir kıyafet mi alalım?
Bir de konunun bir başka boyutu var. Bu renkleri ayarlayanlar ve bunu ilçelere göre dağıtım yapıp sunanlar arasında gizli antlaşmalar var mıdır? Okul yöneticilerinin bu renkleri birkaç yıl sonra değiştirmek istemesi neyle açıklanabilir? Yeni renkler hangi kurallara göre belirlenmektedir? Kıfayet fiyatları neden normal kıyafet fiyatlarının üç katıdır? Bir evde birden fazla hatta ikiden fazla çocuk varsa ve ayrı okullara gidiyorlarsa ona kıyafet almak zorunda kalan ev reislerini bu kıyafeti satan veya değişmesine karar verenler bu babaları düşünüyorlar mı? Bu sorular uzayıp gider fakat bunlara verilecek cevap tektir! Susmak…
Bu anlamsız işe anlamlı bir cevap bulabilmek kadar ustalık gerektirecek bir bahaneyi bulmak üstün bir beceri ve zekâ ister ki. Eğer öyle zekâlı bir eğitimcimiz olsa bu işin zeka seviyesini aşan saçma sapan bir iş olduğunu anlayıp bu anlamsızlığa bir dur der di! Diye tahmin ediyoruz. Yada böyle değildir de bizlerde bir zeka sorunu vardır.
Allah zekâmızı, çocukların giydiklerine değil de, eğitimlerine harcayanların arasında harcamamızı nasip eylesin…
Kapitalizm’in oyuncağı olanların ve sırf para için aşağılanan ruhları Allah ıslah eylesin.
Fatih KAPLAN 22.09.2018