2020 yılını Korona belasıyla uğraşmakla tamamladık. Yeni yılın ilk günlerinde bu illete karşı bulunan aşının bulunması haberiyle tüm dünyada biraz umutlar yeşermeye başladı.
Fakat bizi geçmişte o kadar çok kandırdılar ki komplo teorisyenlerine inanmamak elimizde değil.
Mesela;
Kovboylarla kandırdılar. Öyle filmler gösterdiler ki vatanını savunmak için baltayla ateşli silahların üzerine giden gariban Kızılderilileri kafatasçı, insanların derisini soyup kendine kaban yapan adam olarak gösterdiler. Bilemedik ki uzun bacaklı İngiliz sırf onları hasta etmek için veba mikroplu battaniyeleri dağıtıp topraklarına el koyduğunu bilemedik. İnandık.
Kızıl Rusya acımasız askerleriyle Afgan milislerin üzerine helikopterden ölüm kusarken biz Özgürlük savaşçısı Rambo’nun tarafını tuttuk. Kızıl Rusya yenildiği zaman Afganistan’a yerleşen emperyalistlerin yanlışlıkla hastane vurduklarını, insanları esir alıp güzelim toprakları dünyanın uyuşturucu merkezi yapacaklarına ayıkamadık.
Hemen yanı başımızda nükleer silahı olduğu söylenen Saddam Hüseyin’in ne kadar acımasız olduğuna inandık bir zamanlar. Önüne geleni deviren astığım astık kestiği kestik Diktatörü devirmek için sınırlarımızı sonuna kadar açtık. Sonuç? Bir koyup üç alacaktık..!
Sadece filmlerle mi kandırdılar bizi. Öyle bir grip çıktı ki herkes ölecekti. Domuz Gribi midir nedir adı? Aman Allah’ım hemen çaresini bulmalıydık. Ne kadar tavuk varsa hepsi yakılmalı, ortalık temizlenmeliydi. Bu da yetmez bir de bunun aşısı alınmalı ve herkes bu aşıyı kullanmalıydı. Bir yıllık ömrü olan aşıları tüm devletler almalı ve parasını ödemeliydi. Aldık. Ödedik. İşlem tamam. İnandık.
Bize sanal dünyalar kuran, gitmediğimiz yerlere götüren, gezdiren internet bağlantılarını keşfettik bu kez. Gece evdeyken Eyfel Kulesinin etrafında dolanmak bir başka keyif verdi bize. Tabi oralarda tek başına gezilmezdi. Mutlaka sanal aleme dahil olmak ve dünyanın bütün zevklerini tatmalıydık. Yapay zekaların ürettiği sanal dünyalarda tur atarken hepimiz güldük. Eğlendik. En güzel yemekleri yedik.
Sonuç?
Sanal alemlerde esir kalan beyinlerimizle sadece onların istediğini görme, duyma ve konuşabilme sınırlarına hapsolduk. Onların istemediği kelimeler robotlar tarafından ayıklanırken biz çizgilerimizi öğrendik.
O minvalde yazamayalım. Yoksa engeli yeriz! Dedik.
Şimdi korona belasını çıkaran zalim Çin aşı üretti.
Ne yapalım?
Alıştık nasılsa deyip kollarımızı sıvayalım mı?
Artık yeter deyip, kendi kahramanlarımızı anlatmaya, kendi destanlarımızı haykırmaya, kendi ordumuza kendi silahlarımızı yapıp, kendi aşımızı üretmek için mi kollarımızı sıvayalım.