Toplumsal düzeyde eksiklerimiz illa ki çoktur. Fakat iki eksiğimiz var ki bunların uygulanması bazen de uygulanması bizde farklı anlaşılıyor. Eleştiri ve istifa.
Eleştiri kültürümüz:
Eleştirmeyi bilmediğimiz gibi eleştirilmeyi de hazmedemeyen bir yapımız var. İster bireysel isterse toplumsal olsun herhangi bir konuda bizi eleştirdikleri zaman eksik veya hatalarımızı düzeltmek yerine eleştirene ilk önce aşağılama ardından hakaret en sonunda da akıl vermekle işe başlayıp, aynı yanlışları yapmaya devam ediyoruz. Eleştirinin insanlarda veya toplumlarda görünen eksikliği giderebileceğini hiç mi hiç aklımıza getirmiyor aksine inadına yanlışta ısrar ediyoruz.
Halbuki hayatımızda yaptığımız yanlışları şöyle bir gözden geçirsek sonrasında küçük bir muhasebeyle o dönemlerde bizi eleştiren ve hatamızı düzeltmeye çalışan birinin varlığını hesap etsek o hatayı-hatalar dizisini yapmayacağımızdan bugün emin oluruz. Hayat boyu sıkça kullandığımız; ‘Keşke ve belki’ sözcüklerini şimdikinden daha az kullanabiliriz.
İstifa kültürümüz:
Dünyada her insanın her işi beceremeyebileceği gibi her insan da verilen her görevin üstesinden gelemeyebilir. İşte bu durumlarda yine insanın kendi kendini muhasebeye çekip ‘Özeleştiri’ yaptığı anda ‘İstifa’ etmeyi bile bir erdem saysa ve iki satırla olmayan-olamayan herhangi bir işin başından çekip gitse bu ne onun dünyasının sonu olur ne de onun yönettiği işin sonunu getirir. Ne iş kalır ne de istifa eden ölür. Tabi ki biz de yine istifa edenin arkasından insafsızca eleştiri yapıp yersiz bir tahakkümle onu yerden yere vurmaz isek bundan sonraki istifa edecek olanlara bir imkân tanımış oluruz.
Bu ikisini bile toplumumuzda yerleştirmek bizim yaşam seviyemizi biraz daha artırabilir.
Bu topluma dahil olan herkesin eleştiriyi ölçülü, özeleştiriyi de sık sık yaptığı zaman işlerimiz ve olaylar tıkanma seviyesine gelmeden yola çıkmaz çıksa bile kenara çekilmeyi erdem bilirler.
Eleştiriye açık toplumlar ve insanlar her zaman bir adım önde olmaya adaydır.
Eleştiren, eleştirilen, görev verince yapabilen, yapamayınca gidebilenlerin çoğalması ümidiyle.
Fatih KAPLAN 09/11/2020