Fatih Kaplan Yazdı: Ülkü Yolunda Erbaalı Şehit Ragıp Kafalı

ERBAA - Ocak 10, 2022 12:54

Türkiye’nin karanlık eller tarafından karıştırıldığı, kızıl bayrakların dalgalanması için her yerde propagandanın yapıldığı, bölücülerin elini kolunu sallaya sallaya meydanlarda cirit attığı bir dönemde, Türk Bayrağı inmesin, ezanlar susamasın, şehit kanıyla sulanan vatan toprağı kızılların, emperyalistlerin eline geçmesin diye bir ses duyuldu Anadolu’nun bağrından kopacak bir fırtınanın ilk ünlemesiydi:

Ne Amerika ne Çin, Her şey Türklük için!

Türk Milletinin imkanlarıyla yapılan okulların girişinde: Muhammed’in ….leri giremez! Afişlerinin altından boyunlarını büküp geçmediler. O afişleri yırtarak okumuşlardı.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun!

Şehit Erbaalı Ragıp Kafalı’da o kervana katılmıştı. Küçük bir ailesi ama çok büyük hayalleri vardı. Başbuğ Atatürk’ün; Milletini en çok seven görevini en iyi yapandır! Sözünü şiar edinmiş, elektrik teknisyeni olarak başladığı mesleğinde her geçen gün bir yeniliğe imza atmak için elindeki tüm imkanları kullanmaya başlamıştı.

Fakat Türk’e ve Türk’e ait olan her şeyi yok etmeyi görev bilen eli kanlı teröristler onu ve onun gibi Ülkücüleri hedefe koymuşlardı. İşleri kolaydı aslında taşrada isimleri belirlenen hedefler yerel basında ifşa ediliyor, sonrasında fiziki takibe alınıyor ve tek tek hain kurşunların hedefi haline getiriliyordu. Seçilenler de sıradan basit insanlar değildi.

Onlar Başbuğları ve teşkilatları tarafından özel olarak yetiştirilen, memleketin geleceğine yön verecek, icatlar yapacak, haram yemeyecek, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayacak birer Ülkü Neferleriydi. Kimi Kürşat, kimi Asena, kimi de Ragıp’tı… isimlerinin ne önemi var onlar; aynı Allah’a inanan, aynı hedeflere ölümüne gidenlerdi.

Ülküdaşlarıyla oturdukları kahvehaneye bomba attıklarında yaralandı ama Bir elime Ay’ı bir elime Güneş’i verseler davamdan asla dönmem diyen kutlu Peygamberin neferleri davalarından döner mi?

Dönmediler. Yılmadılar. Kırıldılar kırmadılar. Unutuldular unutmadılar. Satıldılar satmadılar. Korkmadılar. Asla ve kat’a geri adım atmadılar.

Takvim yaprakları 10 Ocak 1980 olduğunda, sabah namazını kıldı. Ellerini açıp Vatanın milletin selameti için duasını yapıp 3 çocuğunun helal rızkını kazanmak için çıktı evinden. Elinde çantası sırtında dizlere kadar olan paltosuyla, ılık esen hafif bir rüzgâr karşıladı onu. İnsanların koşturmacasına baktı herkesin bir derdi bir hayali vardı.

O hayalleri yıldızlara ulaşan bir neslin evladı olarak adımlarını atarken kahpeler yerlerini almıştı. Azrail otobüs durağının bir kenarında bekliyordu. Biraz sonra olacakları o biliyordu. Bakındı. Saat 07,20 de Ragıp Kafalı durağa yaklaştığında, bir kızıl namlu durağın arka tarafında, biri sol direğin kenarında bir diğeri ise karşı kaldırımdaydı. İlk hareket eden kaldırımdaki oldu. Hızlı adımlarla koşturmaya başladı, Ragıp Kafalı’yla arasından dört beş adım kalmamıştı ki ölüm kusan silahını çıkarıp tetiğe bastı. Ardından durağın etrafında bekleyen kahpe namlular kurşunlarını ortalığa saldılar. Hedefin yapacak hiçbir şeyi kalmamıştı.

Azrail görevini yaparken sevinçliydi. Allah yolunda bir insanın ruhunu teslim almış, Cennet’e bir isim daha yazdırmıştı. Ardından ölüm kusan kahpelere baktı. Güldü Azrail; ‘Gün gelecek sizi de cehenneme götürmek için geleceğim. Siz unutulacak fakat şehit ettiğiniz Ragıp Kafalı asla unutulmayacak!’

Selam olsun Şehitlere. Selam olsun bir Ülkü uğruna şehadet şerbetini içenlere. Selam olsun onu mirasını sahiplenip Erbaa’da elektrikli araç üretip babasının hayallerini gerçekleştiren Cengiz Kafalı’ya.

Şimdi görev Erbaa Belediyesi’nde Ülkücü Şehit Ragıp Kafalı’nın ve diğer Erbaalı Ülkücü şehitlerimizin adını şehrin sokaklarına verin. Onlar ölümsüzlük şerbetinden bir yudum aldılar sizler de onları bu şehrin sokaklarında yaşatın.

Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin.

Fatih Kaplan 10/01/2022

BENZER HABERLER