Terör örgütü Fetö’nün ülkemizde ve dünya genelinde okullarında uyguladığı bazı yöntemlerden size bahsetmek istiyorum. Fetö, dünyanın hangi noktasında olursa olsun bize yani Türk milletine karşı beslenen iyi niyet duygularını ve Türk milletine olan güveni kullanarak dünyanın dört bir tarafında okullar açmıştı. Bu okullarda eğitim verdiği çocuklarında ülkemize gelerek güya ‘Türkçe olimpiyatları’ adı altında etkinliklerle bize ve dünyaya gösterirdi. Fakat bu işin sadece görünen yüzüydü. İşin aslı ise bu görünen tarafından çok daha vehimdi.
Bu sayede kendini Türk milletine adamış gibi gösterir fakat Türk milletiyle alakası olmayan uygulamalar yapardı.
Mesela; okullarında eğitim dili İngilizceydi. Çocuklar İngilizceyi anadilleri gibi konuşur Türkçe ise sadece seçmeli ders niteliğinde verilirdi. Hatta çoğu zaman okulların dış görünümlerini süsler dışardan bakıldığında Türk Okulu olur ama içine girdiğinde ise tamamen bir İngiliz okulu olurdu.
Eğitim verdiği gençlere ne olursa olsun kazanmak zorunda olduklarını ve kazanmak için her yolun mubah olduğunu öğretir, adam kayırmanın ise bu dünya için meşru bir olay olduğunu özellikle işlerlerdi.
Okulların içine veya dışına Türk büyüklerinin resimlerini koyar ama o resim veya afişlere gereken özeni göstermez hatta onları halkın gözünde itibarsızlaştırmak için de elinden geleni yaparlardı. Çünkü onlar Millet ve Milliyetçilik kelimelerinden nefret eder ve dünya genelinde milliyetsiz bir nesil için mücadele ederlerdi. Zira ağababaları bunu isterdi.
Bünyesine kattığı elemanlarına bulundukları makamların gücü kullanma yetkisi verir kendiişlerinden başka her şeye karışma olanağı sunar. Makam verdiği şahsiyetsiz kişileri de kendilerine engel olabilecek başka bir şahsın imhası veya toplum nezdinde küçük düşürülmesi için her türlü gayri meşru işi onlara görev olarak benimsetirlerdi. Çünkü onlar için haksız kazanç ve gayri meşruluk normal di.
Sızdıkları eğitim kurumlarında sahip oldukları makamları kendi ikballeri ve efendilerinin şahsi çıkarları için kullanmaktan geri durmazlar, toplumu eğitimsiz ve dinsiz yapmak için her türlü yolu denerlerdi. Kendinde ahlak olmayan kişiliksizlerden de bundan başkası beklenemezdi.
Güya dindar görünürler fakat insanların arasını bozmak ve topluma fitne fesat tohumları ekmek için ellerine geçen en küçük bir pisliği bile yaymaktan geri kalmazlar. Onlar kendi karanlık geçmişlerini gizlemek için her türlü pisliği karıştırmaktan ve insanları rencide etmekten aşırı derecede zevk alan ahlaksız bir neslin tohumlarıdır.
Onlar için makam ve mevki hizmet etme yeri değil zevk sefa sürme yeridir. Onlar haksız olarak geldikleri makamları Sarıkamış’ta, Yemen’de, Sina çöllerinde ve dünyanın dört bir tarafına şehit olan ataların torunlarına işkence yapmak için kullanan aşağılık mahluklardır.
Peki, bu durum hâlâ böyle midir? Hayır. İşler değişmiş ve daha çokta değişecektir. Gittikçe yalnızlaşacak ve tek başlarına bu sokaklarda kalacaklar bu millet onları tükürme taşı olarak kullanacaktır. Bu milleti kendilerine köle görenler ve bu millere hizmet etmek isteyenlere düzen kuranlar yine bu milleti karşılarında bulacak ve kendilerini cehenneme gitmeden önce bu dünyada cehennemi yaşayacaklardır. Yedi düvele kafa tutan bu millet onları da bu topraklara gömecek ve tarih onlardan her daim HAİN olarak bahsedecektir.
Allah bu milleti hainlerden korusun.