Benim okuduğum dönemlerde öğretmenliği; öğrenciyi dövmek, öğrenciye hakaret etmek, öğrenciyi aşağılamak gibi eylemleri öğretmenlik sanan sözde eğitimciler vardı. Ellerinde sopa okul bahçelerinde dolanırlar kimi dövsek diye adeta göz gezdirirlerdi. Öğrenci dövmeyi hobi haline getirmişler, onlar için günlük spor faaliyetlerinden biri, stres atma etkinliği gibi bir şeydi. Onların bu tutumu yüzünden okuldan, defterden, kalemden nefret etmiş ertesi gün okula gitmemek için akşamdan anne, babalarımıza bahaneler uydurur hasta numaralarına yatardık.
Bu öğretmenlerin derslerinin olduğu günlerde korkudan kafamıza ne ders girerdi ne de bir şeyden anlardık. Zaten onlarda ne anlattığını bilmezler, beş dakika ders anlatıp sonrasında öğrencileri soru yağmuruna tutarak günlük spor faaliyetlerini yerine getirmek için çantalarına önceden marangozda hazırlattıkları çanta boy sopalarını çıkarırlardı. Evde eşine çocuklarına süt dökmüş kedi, okulda kraldılar. Veliler bu duruma ta baştan razı olmuşlar çocuklarını okula teslim ederken eti senin kemiği benim hocam diyerek tüm yetkileri ellerine vermişlerdi.
Ne çocukluk travmaları, ne psikoloji ne de çocukların üzerlerin de bırakılan hasarlar kimsenin umurunda değildi. Köyde öğretmenlik yapıyorlarsa öğrencilerin karne notunu veliden gelen süt, yoğurt, çökelek belirlerdi. Şehirde öğretmenlik yapıyorlarsa velinin mesleği öğrenci karnesindeki notu belirlerdi. Böyle kutsal bir mesleğin hakkını veremeden emekli olup gittiler.
Birde adeta eğitimci doğmuş rabbim özene bezene öğretmenlik için yaratmış olan öğretmenlerimiz vardı. Tabiri caizse her tarafından öğretmenlik, eğitimcilik akardı. Giyim, kuşamlarıyla duruşlarıyla adeta rol modeldiler. Öğrencinin geleceği şekillendirecek bireyler olduklarının farkındaydılar. Öğrenciye yaklaşımları o kadar naif di ki bazı öğrenciler anne, babadan daha çok onları severdi o kadar sevgi dolu insanlardı. Her şeyden önce insana değer verirler öğrenci, veli fark etmez, hangi meslekten olursan ol, kim neci olursan ol fark etmez onlarda herkes aynı idi. Allah rızasını ön planda tutan öğretmenlerimizdiler yanlarında adeta huzur vardı. ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN. Bu güzel yürekli öğretmenlerimizde çok çekti kendini öğretmen sanan meslektaşlarından. Diğer arkadaşlarımız gibi okuldan kaçmayıp zor şer devam ettiysek bu güzel insanların sayesinde Allah razı olsun onlardan.
Peki ya şimdi yıl 2023 öğretmenlerimiz ikişer, üçer üniversite bitirmiş üst düzey eğitimler almışlar. Etkili iletişim, beden dili, öğrenci psikolojisi daha da ileri gidip bilinçaltı, üstü etkiler, tepkiler falanlar, filanlar var da var. Eğitim üstüne eğitimle her gecen gün kendilerini donatıyorlar. Yavrularımıza daha güzel eğitim vermek için var güçleri ile uğraşıyorlar. Geleceğin mimarı olan çocukları bu günlerden şekillendirmek üzere kendilerini feda etmişler vatan, millet sevgisi ile gece, gündüz çalışıyorlar. Velilerle ayrı iş birliği içerisinde öğrenciyle ayrı bir etkileşim içinde olan vizyon, misyon sahibi baş tacı öğretmenlerimiz Allah razı olsun sizlerden.
‘’GEL GÖRELİM Kİ’’ yine eskiden olduğu gibi bu dönemde de mesleğinin farkında olamayan öğretmenler var. Hem çocuklarımızı hem de kıymetli öğretmenlerimizi kendi meslektaşlarını zor durumda bırakıyorlar. Öğretmen, veli ilişkisi sıfır, öğrenciler arasında adil davranma sıfır, bir öğrenciyi aşırı ilgi yağmuruna tutarken diğerini değersizleştirme, bir öğrenciye sempati duyarken diğerine düşmanı gibi davranma, velilerle olan iletişimde adamına göre ağam, paşam çekenler şurada dursun. Bir de mafya babası gibi okul bahçesinde koridorlarda boy gösteren tiplemeler de eğitim camiasında yer bulmayı başarmışlar. Anca veli toplantısı yapıp ya da kafalarına göre kurdukları whatsaap guruplarında, nasıl veli olunur, çocuklarda sorumluluk, dikkat edilmesi gerekenler konusunda nutuk atmakla da kalmazlar emir verici cümleleri hiç çekinmeden sıralarlar. ( AH GÜZELİM KEŞKE ÖNCE KENDİNİ EĞİTSEN)Bir çocuk okulu, defteri, kalemi, sınıfı sevmiyorsa bu tip öğretmenler nefret ettirdikleri için sevmiyor, yine sabahları okula gitmemek için bahaneler uyduruyorsa o gün okulda kesin bu problemli öğretmenleri ile dersleri vardır. Her ne kadar genelleme yapmak doğru olmaz ise de çoğunluk böyledir.
Zaten öğretmenlerimize de genelleme yapmıyoruz. Bırak eli öpülesi öğretmenleri, ayakları öpülesi öğretmenlerimizi tenzih ediyoruz. Baş tacıdır her biri, bir harf öğretenin kırk yıl kölesi oluruz. Her meslekte, her kurum, kuruluşta sıkıntılı meslek sahipleri vardır. Ama burası milli eğitim arkadaşım Eğitim, öğretim bir ülkenin her şeyidir. Evlatlarımızın geleceği bu sıralarda bu öğretmenlerin ellerinde şekil alacak. Benim veya bir başkasının çocuğu sizin elinizde zayi olmasını istemediğim gibi, ben veya herhangi bir velide sizin ego ve kibir bürümüş cahil kişiliklerinize sabretmek zorunda kalmamalı. Kâğıt üstünde sınavı geçmiş ama her şeyden kalmış olan insanları sayıları çok azda olsa milli eğitim gibi bir yapıda öğretmen olarak görmek endişe verici. Veli ve öğrencilerimize sabır diliyorum. Bunlara katlanmak zorunda kalan ayakları öpülesi öğretmenlerimizin de işi zor onlara da kolaylık diliyorum. ÖNCE EĞİTİM, ÖĞRETİM ÖNCE ÖĞRETMEN, ÖNCE OKUL
ONLAR DÜZELMEDEN HİÇBİR ŞEY DÜZELMEZ. ŞİKÂYET ETTİĞİMİZ HER NE VARSA, SONRAKİ KUŞAKLARDA SON BULMASI İÇİN BURALARDA ŞEKİLLENECEK HER ŞEY.
Saygılarımla
Halil İbrahim Sezer 02/12/2022