LOZAN’DAN BU ZAMANA
Günlerden 18 Ocak 1928. Amerika Birleşik Devletleri temsilciler meclisine bir yasa tasarısı gelir. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi olan Lozan Antlaşmasının tanınması ve bununla beraber Türkiye Cumhuriyetinin tanınması vardır. Sizce sonuç ne olmuştur?
Lozan antlaşması kabul edilmemiş ve Türkiye Cumhuriyeti o gün bugündür Lozan statülerine göre tanınmamıştır. Amerika Birleşik Devletleri bizi ondan önceki antlaşmaya göre yani Sevr antlaşmasına göre tanımış ve o günden beri de bize Sevr antlaşmasının hükümlerine göre davranmıştır.
Bizi tanımayan ama elini cebimizden, dilini dilimizden, müziğini sahnelerimizden çekmek istemeyen Amerika, büyük Türk büyüğü Yüce ATATÜRK öldükten 4 buçuk ay sonra topraklarımıza adım atmış yapılan dostluk antlaşmasıyla bizleri kendine köle etmenin ilk tohumlarını atmıştır. Ondan sonra ki devrelerde ne olmuştur? Kısaca göz gezdirirsek 1947’de Amerika’yla yapılan askeri yardım antlaşmasıyla beraber Milli eğitimde Amerikalı bir heyetin ellerine teslim edilmiş. O güne kadar bir ivme kazanan Türk milli eğitimi bugün içinden çıkılamaz ve her yıl değişen bir sistemler çöplüğü haline gelmiştir.
Nato maceramızın başlamasına sebep olan Amerika yaptığı -yardım-larla sürekli kendini besleyen bir vampirzm yaratmış ve yıllardır bizi sömürmenin yollarını aramıştır. Truman doktrinine göre bizleri kendine kul köle etmeye çalışan bu zihniyet kendine bağımlı iktidarları destekleme politikasını hiç bırakamamış elinden geldiğince bu iktidarları ayakta tutmak için iç siyasetimize sürekli müdahil olmuştur. Kültür emperyalizminin doruk noktalarına çıktığı bugünlerin öncesinde ise Türk milletine aşağılık ve beceriksizlik duygusun empoze etmek için de elinden geleni ardına koymayan Amerika ülkemizde milli olan tüm kuruluş ve gelişmeleri kendine düşman belirlemiştir.
Her şeyi hesap eden yıllarca karşımıza mert bir düşman olarak çıkamayan bu –müttefikimiz- son dönemlerde ise artık işi zıvanadan çıkarmış ve sınırlarımızda ordu kurmaya resmen başlamıştır. 90 lı yıllardan itibaren ‘ çekiç güç’ şemsiyesi altında beslediği terör örgütlerine artık resmen hamî olan bu devlet son kozlarını oynamak için kolları sıvamıştır. Bizi tanımayanı bizim de tanımamız normaldir. Şimdi aramızda ne kadar ikili antlaşma varsa hepsini iptal etme zamanı değil midir?
Hesap edilmeyen tek bir şey vardır; Enfal Suresi 30. Ayette; ‘Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.’ Der. Bu ayetin ve Allah’ı en çok seven milleti ve onun uğruna yüzyıllarca dünyayı yöneten Büyük Türk Milletini hesap etmemiştir. Savaşa giderken Allah Allah diyen, meyhaneden çıkarken bile Allah diye bağıran bir milleti Allah yarı yolda bırakmayacak ve onların tuzaklarını onların başına geçirecektir.
Amma velakin bununda şartları vardır ki, Allah bizleri sadece bana dua edin ben hallederim diyerek yeryüzüne göndermemiştir. Ne diyor Allah; ÂLİ İMRÂN-160: ‘Eğer Allah size yardım ederse, size gâlip (üstün) gelecek yoktur ve eğer size yardımı terk ederse ondan sonra size yardım edecek kimdir? Müminler sadece Allah’a güvenip tevekkül etmelidir.’
Allah’ın bize yardım etmesini istiyor ise önce Allah için çalışmayı ve Allah için hizmet etmeyi öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Çalışmadan çabalamadan olmaz, olmaz, olmaz.
Allah milletimizin yardımcısı olsun…
Fatih KAPLAN 18.01.2018