Kabule geçirilen duygularHuzur
İnsana dair,
Huzur Bilinç Haritasında 600 frekansı temsil eder. Huzur seviyesine gelmiş birey duygularını nefiste değil de kalpte yaşadığı için iç dünyasının aydınlık tarafını kontrol etmeyi başararak gerçek mutluluğu yakalamıştır. Birey kendini ayrıştırmadan biz boyutunda yaşayarak evren ile bütünleşmiş mükemmel bir şekilde hayatını yaşamaya başlamıştır. Huzurlu insan kalbinde ki nefret, kibir, korku, çaresizlik, suçluluk, kıskançlık vb kötü duyguları arındırdığı için ruhu ve bedeni barış içinde yaşar. Ailesi, arkadaşları ve çevresi ile yaşadığı ilişkiler düzene girmiş insanların sözüne davranışlarına takılmadığı için iç barışını dışarı yansıtarak huzuru bulmuştur.
İnsan insan ile imtihan olur değil mi? Duygularımızın bu kadar değişkenlik göstermesinin sebebi birebir etkileşim içinde olduğumuz insanların; annemiz, babamız, kardeşlerimiz, eşimiz, evlatlarımız, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız ve kendimizde dahil olmak üzere davranış ve söz olarak ben merkezli bir iletişim halinde olmamızdan kaynaklanıyor. Ben merkezli bir hayat yaşamanın bedeli olarak; kırgınlık, üzüntü, öfke, nefret ve kıskançlık gibi duygularla doldurulan bir kalp ile mücadele etmek oluyor.
İnsanlar birbirlerine karşı bu kadar zalim olmak zorunda mı? Kime sorarsanız sorun herkes melek, bütün insanların kalbi temiz. Peki bütün insanlık mükemmel ise neden bu kadar insan duygusal olarak sıkıntı yaşıyor ve duygu durumundaki değişkenlik yüzünden hasta oluyor.
Allah bile Kuran-ı Kerimde “BİZ” yaptık der asla ben yaptım demez. Ben ve Biz’in olayı Rahman’ın nefsi yaratması ile başlıyor. Rahman :“Ben kimim, sen kimsin?” diye sordu. Nefs cevap verdi: “ Sen sensin, ben benim” Rahman karşında ki nefsin, sen ve ben davası halen devam etmektedir. Nefsin benlik egosunu bir tarafa bırakın birbirinize karşı anlayışlı ve nazik olun diyen Allah var iken insanlığın bu zalimlikleri sadece kendilerine zarar veriyor.
Huzur frekansına kadar yükselmek için çaba ve emek gerek. Fiziki bedenimizde bir hastalığımız çıksa ağrımız sızımız olsa hemen doktora gider çaresini bulmaya çalışırız. Biliriz ki hastalığın çaresini bulamadığımız takdirde, hasatlığımız daha da ilerleyecektir. Peki bize zarar veren duygularımız kalpten taşınca bedenimize ve zihnimize zarar verdiğini neden görmüyoruz? Hastalıklar, kalpten taşan olumsuz duyguların bedende ve zihinde oluşturduğu belirtilerin son noktasıdır.
Kendinizde olumsuz duyguların çoğaldığını görürseniz ters giden bir durum vardır ve bir an önce olumsuz duygunun kaynağını bulup olayla yüzleşmeniz gerekir. Eğer duygularınız kontrolden çıktıysa zihninizde sürekli hatırladığınız ve unutamadığınız anınız var ise bu yüzden sürekli kendinizle konuşup kendinize karşı bir savaş veriyorsanız mutlaka profesyonel destek almanız gerekir. Tam da bu noktada Holoterapi Nefes Çalışmaları olumsuz duyguları dönüştürmede çok etkili bir yöntemdir. Bilinç haritasında en alt kademede iken Holoterapi sonrası Cesaret frekansına rahatlıkla yüksele bilirsiniz. En üst seviyelere çıkmak ise artık sizin azminize ve hayatı nasıl yaşamak istediğinize bağlıdır.
Kendinize sorun ben bu hayatı nasıl yaşamak istiyorum? Unutmayın insanoğlu seçim haklarından ibaret bir varlıktır.
Kendimizi tanıma yolculuğuna Bilinç Haritası ile başladık. Haftaya bu yazı serisi Aydınlanma ile sona erecek ama insana dair yazılacak çok şey var. Yazdıklarımızın kalplere şifa olması dileği ile;
Sorularınızı iletişim adreslerine gönderebilirsiniz.
instagram:@holoterapistt mail adresi: kaplanmery@hotmail.com