NEREYE GİDİYORUZ
Son dönemlerde bir de ekranlarda ve sosyal ağlarda görmeye alıştığımız güya, ‘Allah’a yakarma şekillerinin’ değişik tip ve modellerini görmeye başladık. Sanki İslam böyle bir şey emrediyormuş gibi yapılan yorum ve paylaşımlarda bizleri derinden sarsmaya başladı. Önemli olan o insanların nasıl tapındıkları veya tepindikleri değil, İslam’ın Allah’a yalvarmayı nasıl emrettiği değil midir? Onlar bize ne gösterirse göstersin, Kur’an bize ne diyor deyip hiç baktık mı? Allah, Peygamber, ne diyor? Bizden neyi nasıl yapmamızı istiyor onu merak edip araştırdık mı? İslam Âlimi diye ortalıkta gezen şarlatanların peşinden giderken, geçimlerini nasıl sağladıklarını hiç sorguladık mı? Alime amenna ama peşinden gidenin omuzlarına geçimini atan zalime de amenna diyecek halimiz yok! İslam’da olmayan ruhbanlığı tesis etmeye çalışan, çok konuşup net cevap vermeyen, verdiği fetvada bel altından yukarı çıkmayan sözde âlimlere nasıl saygı göstermemiz beklenir? Bunlar kimdir? Yıllardır ‘İslam yolunda’ hizmet verdiklerini söyleyen bu zevatlar, neden her bayram öncesi zekât fitre, sadaka toplama yarışına girerler! Sizler, yani milletin ekmeğine ortak olmaya çalışan ‘AT HIRSIZLARI’ bu millete zekât ve fitreyi bile iyice belletemediyseniz siz kime nasıl, neden hizmet ediyorsunuz?
Sözde milletten yardım toplarken küçük diliniz tutuluyor da, gariban eline aldığı küçük çocuğu yurdunuza kayıt yaptırmaya gelince hemen nasıl ceberrut kesilip elinize makbuz alıp hemen nasıl komünistleşiyorsunuz? Allah için toplarken iyi de, Allah’ın rızası için çocuğunu size teslim etmek isteyen insanlarla karşılaşınca kötü mü? Milletin arasına fesat tohumlarını ekmeyi bırakın! Milleti bölmekten başka işiniz yok! Bunu üzülerek yazdığımızı bilmenizi istiyoruz. Bizler sizlerin kötülüğünü istemezken, sizler yaptığını her işte domuzlaşıp kendi iyiliğinizden başka bir şey istemiyorsunuz?
Hiç kafanızı kaldırıp topluma baktınız mı? Düşmanlarınız sizlerle nasıl mücadele ediyor. Size nasıl davranıyor, siz onlara karşı milletinizi nasıl savunuyorsunuz? Hiç düşündünüz mü?
Son dönemlerde toplumsal olarak bir çöküntüye doğru mu gidiyoruz. Veya bize böyle mi gösterilmeye çalışılıyor. Komşunun komşuya, arkadaşın arkadaşa, sırdaşın kandaşa güvenmediği bir toplumla mı karşı karşıya gelmeye başladık. Ya da bize öyle mi geliyor. Hiç kimsenin birbirine saygı duymadığı, hep en önde olmak için karşısındakini alt etmeye çalıştığı, en öne geçince kimseyi tanımadığı bir yapıya mı, dönüşmeye başladık. Millet olmanın özelliklerini kaybetmeye başlayan ve sporcusundan, izleyicisine, öğretmeninden, öğrencisine, seçmeninden seçilenine kadar bir birimize saygı duymayı kaybeder olduk.
Güven ortamının yok edilmeye çalışıldığı bu dönemde bizler, kime? Nasıl? Saygı duyacağız! Artık toplumun tahammül sınırlarını zorlarcasına yapılan yayınların en üst seviyeye çıkmaya başladığı bir dönemde değil miyiz? Ekranlarda gösterilen dizilerde yalanın beş para olduğu, evde ana-babaya isyanın son derece haklı gibi gösterildiği bir ortamda bulunmak bizleri rahatsız ediyor. Ya sizleri rahatsız etmiyor mu? Önüne gelen ilk fırsatta arkadaşının veya rakibinin ayağına çelme takmayı hüner zanneden, materyalist kafa yapısını İslam’a uygulamaya çalışan insanların çoğaldığını görmüyor musunuz?
Hepiniz birleşip Holloywood tarzı bir yapımla insanlığa İslam’ı anlatmayı hiç düşündünüz mü?
Boş verin düşünmeyin. Siz bildiğiniz yolda gidin.
Allah sizi layık olduğunuz yere elbet ulaştıracaktır! ONUN VAADİ HAK’TIR!
Fatih KAPLAN 5.09.2018