Bu günlerde hepimiz depresyon modundayız. Şu berbat hastalık çıktığından beri, sosyalleşmemiz zayıfladı, İstemiyoruz kimseyle konuşmayı. Sarılıp kucaklaşmalar hadi neyse ne de bu konuşamamak, derdini dökememek, dedikodu yapmamak şişiriyor da şişiriyor insanı. İçini boşaltamazken boşlukta kalmak çok bunaltıcı. Durduk yere öfkeleniyor, kırıyor, döküyoruz.
Peki bu durumdan nasıl çıkarız?
“Bu dünya bir dağa benzer ve yankın senden gelir. Güzel şeyler haykırsan dünya onları yansıtır, kötü şeyler haykırsan dünya onları yansıtır. Dünyayı değiştirmek için kalbini değiştir” Diyor Şemsi Tebrizi.
Değiştirmeliyiz kalbimizi ama nasıl? Para ile yeni bir kalp, yeni bir akıl alamayacağımıza göre:
Önce bir makas almalıyız; şu üç yıldır örümcek ağı gibi bizi saran pandemi iplerinden kurtulmalıyız. Hastalık gerçeğini, ölümün vazgeçilmezliğini unutmadan ancak bunları yaşamın ön koşulu saymadan, yaşamaya bakmalıyız.
Taş almalıyız; Hoşgörüden yoksun beyinleri yontmalıyız. Ne çok seviyoruz her görüşe muhalif olmayı. Çoğumuz parti, takım tutuyoruz ve karşıt partililere, karşıt takımlılara nerdeyse iğrenerek bakıyoruz. Duygu ve düşüncelerimize küfürler katıyoruz. Bu yüzden çevremiz daralıyor, nerdeyse yalnız kalıyoruz. Ne zaman hatırlayacağız hepimizin insan olduğunu. Ancak hatırladığımızda anlayacağız yalnızlık kapısının hoşgörüyle kapatılacağını.
Kâğıt almalıyız, üzerine kocaman “Sevgi” yazmalıyız. Sevginin olduğu yerde yalnızlık olur mu? Orda gülümseme, selam verme, dert paylaşma, dert dinleme, yardım etme, mutluluk neşe vardır. Güç vardır, güzellik vardır, kendine güven, elinden gelenin en iyisini yapma isteği vardır.
Bakın Yunus sesleniyor bize.
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Bir olmak, iri olmak, diri olmak dileğiyle…
Perihan Sever Dirican 19/09/2022