Perihan Sever Dirican Yazdı: Akıl Bir Nimet mi Yoksa Ceza mı?

YAZARLAR - Haziran 10, 2022 13:31


Bugün aklım takıldı, akılla uğraşıyorum. O beni düşündürüyor, ben düşündüklerimle onun bir halt olmadığını ispatlamaya çalışıyorum. Zaten akıl, akıllı olsaydı beni bu düşüncelere itmezdi.

Akıl, yaratıldığımız andan itibaren bizimle olsaydı, bebekler bu kadar masum ve tatlı olurlar mıydı? Neden aklımız erdiğinden itibaren masumiyetimizi yitiriyoruz? Aklı hangi yaşta alıyoruz? Aldığımız akıl kendimize uygun mu, değil mi? Akıl olmadan bize uygun olup olmadığını bilebilir miyiz? Akıllar pazara çıksa yalan söyleyen, sinsi düşünen, içinde kalmış ukdeleri başkasında görmek için durmadan akıl veren bir aklı kim alırdı? Ya da ilgi gören akıllara hemen kulp takmaya hazır ve muktedir olanları mı hemen kapardık. Yoksa insanoğlu, olmayan aklıyla bile pazardan yine kendi aklını alacak kadar kibirli mi?

Akıl ve beden; birinden biri olmadan tek başına değerleri olmayan biri somut, diğeri soyut iki varlık. Akılsız bedenin ne kendine ne topluma hayrı olmadığı malum. Akıl ise bulunduğu bedenin kişiliğini oluşturmakla beraber, hayatı hep onun tarafına yontmak gibi asli bir görev üstlenmiş, ifa etmek için yaptığı plan, programla bitmeyen bir hesap kitap içinde. Hesabı tutturursa mutlu, tutturamasa tımarhanelik, bazen de büyük bir vurdumduymazlık içinde.

Kim olduğunu bilmiyorum ama şunu söyleyen kişi aklı ne de güzel açıklamış.
“Aklıyla övünen kişi, hücresinin genişliğiyle övünen bir mahkûma benzer.” Gerçekten de hepimiz aklımızın ölçüsü seviyesinde birer mahkûmuz. Aklını çok kullananlara daha çok sorumluluk yüklendiği gibi hiç deliye “Şunu yap! Bunu yapma!” diye sınır koyabilenini gördünüz mü?

Acaba “akıl” dediğimiz şey hayatımızı riske atmaktan başka ne işe yarıyor? Bize verilen bir nimet mi, cezamı? “Akıl”, insanı yanlış bir şey yapmaktan alı koyan şey, anlamına gelse de yalnızca insanlara bahşedildiği için olsa gerek kullananlarda aşırı bir ego patlaması oluşturduğu muhakkak. Yoksa akıllarını kullanıp ileri teknolojiye ulaşan milletlerin bu acımasızlığı neyle açıklanabilir. Kendimizden başka canlıları hor görme, onları yok sayma, yok etme gibi travmatik bir duruma nasıl sokarız kendimizi? Hele de bulduğumuz, icat ettiğimiz her bir şey dönüp dolaşıp kendimizi yok etmeyi amaçlıyorsa. Tarımdan, endüstriye kullanılan zararlı katkı maddelerini düşünürseniz bana hak vereceksiniz. Hele de teknolojinin geliştiğini üretilen silahlardan anlıyorsak…

Aslında akıl karaya vursa daha mı mutlu yaşardı insanoğlu? Sadece ye, iç, yat, kalk, dolaş; ne sefahat, ne şehvet, ne hırs, ne yaşama kavgası, ne dünya kaygısı; kendine göre kocaman bir özgürlük ve kendine göre sonsuz bir mutluluk …

Aklımızın azlığı çokluğu kime, neye göre değerlendiriliyor?

Şu bizim komşu Rıza’ya göre benim aklım Einstein’ın ötesinde. Einstein beni nereye koyardı acaba?

Akıl çevreyle kurduğun ilişkiyle mi değerlendirilir?

Dedim ya bugün akla taktım! O beni düşündürüyor, ben düşündüklerimle onun bir halt olmadığını ispatlamaya çalışıyorum…

Sonunda bu evren, bu doğa ispatlayacak bunu bana…

Sevgiyle kalın…

BENZER HABERLER