Bırakalım Şu Z Kuşağının Yakasını
Çöplerden, bezlerden bebek yapan, pancardan araba, söğüt dalından düdük yapan bizler; sokaktan bir araba geçtiğinde ki bu nadir olurdu, yola dizilip seyrettiğimizi unutmayalım. Bir ödev yaparken kapı kapı dolaşıp konudan anlayan birini bulmak için zorlandığımızı hatırlayalım. Bir turist gördüğümüzde “Aaa! Onun da kaşı gözü varmış!” diye bön bön baktığımızı da anımsayalım, “İstanbul’da öyle yüksek evler varmış ki; insan baktığında başından şapkası düşüyormuş” dediğimizi de duyalım…
Çocuklarımızın “ o da ne?” diye hiç bilmedikleri, “ne ilkel şey” diye bahsettikleri ve gerçekten de ilkel bir hayatın içinden çıkıp geldik bugüne. Her ne kadar bakır, tunç, demirle süslesek de bizler, iki yüz elli bin yıldır hiç değişmeyen bir çağdan yani ilk çağdan kopup düştük bu bilişim çağına. Petrolün bulunmasıyla azıcık değişen hayatımız, elektriğin bulunmasıyla iyice zıvanadan çıktı. Yetişemiyoruz. Bilgimiz, görgümüz, alışkanlıklarımız bu gelişime ayak uydurmamızı zorlaştırıyor. Biz onlardan kopamadığımız gibi, çocuklarımızın da bizlere benzemesini bekliyoruz. Bu çağda bu olacak şey mi?
Suya; yağ, tuz, salça, un …vs. kattığında olur çorba. Çok basit bir örnek oldu ama biz su idik, şimdiki nesil çorba. İkisi de güzel bir tat bırakır damaklarda.
Ekmeği şekerle çiğnedikten sonra, bir beze sarıp emzik diye yutturduğumuz çocuklar gelmiyor artık dünyaya. Hazır yiyim, hazır giyim, hazır iletişim, yere basmadan yürümek, dünya ile bir gülmek, dünya ile bir üzülmek ve her bilmediğini sorabileceği bir Google amcaları var hayatlarında … Çocuklar dünyayı bırak, evreni kucaklayıp geleceğe koşarken biz hala bütün değerlerimizi yitirdik diye ağlıyoruz.
Değerleri yitirmek de bizim suçumuz aslında. Bırak interneti, televizyonun başından ayrılıp da değer aşıladık mı çocuklara? Ninemin, dedemin yaptığı muhabbeti biz kurabildik mi onlarla? Bizim veremediğimiz kadardır onların yitirdikleri
Aslında “televizyon” bizim kucağımıza nur topu gibi düşünce Babaannemin, “Aa bu adam bana bakıyor!” diye yaşmağını yüzüne çekmesinin şaşkınlığı şimdi bizde olan.
Acaba bu çağın içine doğsaydık, biz nasıl olurduk?
Hayal gücümüzün elverdiği ölçüde onların çocukları nasıl olacak? Bir düşünelim.
İnanıyorum ki hiçbirimiz bir şey canlandıramadık gözümüzde. Hayat nereye akıyor, tahmin edemiyoruz. Ama bunu Z Kuşağına sorsan iyi kötü bir tahminleri vardır.
Bugünün çocukları kendileri için yaşamayı öğreniyorlar. Biz bunun adına” bencillik” desek de onlar bu dünyaya gelme amaçlarının hakkını veriyorlar.
Bırakalım şu Z kuşağının yakasını…
Sevgiyle ve gelişimde kalın…