Ocakbaşı
Şimdi “ocak” deyince üzerinde yemek pişirdiğimiz demir yığını geliyor aklımıza. Evlerdeki ocağa benzer şeyse işlevini yitirdiği gibi adını da yitirmiş “şömine” olmuş. Romantik anlar dışında pek kullanılmayan şömine, cep telefonuna, bilgisayara odaklanmış insanların sessizliğine gömülmüş sıkkın, keyifsizce sağa sola bir iki yalaz salıp durmakta.
Oysa bir zamanlar ne güzeldi çocukluğumun ocakbaşı sohbetleri. Ocağın üstünde fokurdayan güğümün çaldığı ıslık bile odaya canlılık katar, yalnızlık hissini silerdi yüreklerden. Kaldı ki; dışarıda buz tutan bedenler ocağın başında ısınırken birleşir, bütünleşirdi. Ateşin isi sinmiş yemeklere uzanan kaşıklar aynı tabakta oynaşırdı. O ocak başında, babaannemin anlattığı masallar, oynanan oyunlar, gülüşmeler, sohbetler, hatta gözyaşlarımız bizi birbirimize bağlardı. Bir olurduk, birlik olurduk, ateşin dansına salardık hayallerimizi, düşüncelerimizi…
Annemin sabah kalkar kalkmaz akşamdan kalma közle tutuşturduğu ateşin üzerine ailenin her ferdi, gelir gider bir odun atardı; ateş sabahtan, akşama; yazdan, kışa devamlı yansın diye. Hatta bazen közlerini külle örterlerdi ki o ateş hiç sönmesin diye.
Atalarımız boş yere “ Ocağın sönsün!” diye beddua etmediler, vardı elbet bir bildikleri, tıpkı “Ocağın yansın” derken ki kutsamaları gibi. Biri -soyun tükensin- anlamını taşırken, diğeri -soyun ilelebet var olsun- anlamını barındırırdı içinde. Yani ocak; yuva demekti, aile demekti, soy demekti…
Evlerden ocaklar kalktığından beri, o sıcaklığı dışarıda arar olduk ve dışarının karmaşasında dağıldık, kaybolduk. Evin içinde bile herkes ayrı telden çaldı. “Aile” hala var, var olmasına da, “yuva” yı ördüğümüz duvarlarla parçaladık. Bayram, düğün ve ölüm merasimleri olmasa birbirimizi tanımayacağız bile.
Teknoloji sayesinde insanlar çok daha kolay yaşam imkânlarına sahip olsa da ocağımıza incir ağacı diktiği muhakkak. “Ocak başı” nın ne olduğunu bilmeyen yeni nesil için incir ağacının gölgesi hoş olabilir ama ilerde ocakları yıkıldığında anlayacaklar ocağın insan ömrü için ne değerli şey olduğunu..
Ocaklarımızın hep tütmesi dileğiyle…
Perihan Sever Dirican 10/10/2022