SANATÇININ ELEŞTİRİ HAKKI VAR MIDIR?
Bir toplumun gelişmesi, güzelleşmesi ve bir medeniyet haline gelebilmesi için mutlaka ama mutlaka sanatı ve sanatçısı olmak zorundadır. Bu dünyada medeniyet geliştiren ve medeniyet sahibi toplumların olmazsa olamazıdır. Sanatçılarda bir toplumun genel ahlaki yapısını tanıyan, tanıtan ve diğer milletlere kendi insanını yansıtan birer ayna vazifesini görmektedir. Bu sanatçıların da her şeyden önce mensup oldukları toplumun tüm değerlerine dikkat etmek ve içinden çıktıkları toplumun yapısına uygun davranmak zorundadırlar. Diye düşünüyoruz.
Bir milletin gelişmesine fayda sağlayan ve insanların ‘Sanatçı’ olarak nitelediği insanların da beğenmedikleri her hangi bir durumu eleştirme hakkı vardır. Fakat bu eleştiri belli bir noktadan sonra eleştiri değil de ‘hakaret’ noktasına gelirse işte sorun orada başlıyor demektir.
Bu devrede de bizlerin yani Yüce Türk milletinin onların geçmişini sorgulama hakkımız vardır. Ki, bu da en doğal hakkımızdır.
Geçmişte özellikle belli bir dönemde Türk milletinin ruh ve dini görüşünün değiştirilmesi ve bazı değerlerinin yozlaştırılması çalışmalarında en önde aktif rol alan bazı yüzler vardı. Pardon ‘yüzsüzler’ vardı. Bunlar kendilerine biçilen rolleri oynayıp bu milletin önce hocasıyla, sonra peygamberiyle en sonunda Allah’ıyla dalga geçmek üzere sahneye çıkmaya başladılar. Fakat bu noktaya gelmeden önce onların bir görevi daha vardı ve bunlar milletimizin ahlakını bozmak için filmlerde ‘pornocu’ olmaya başladılar. İlk görevleri bu idi. Çünkü onlara bu dünyada rahat yaşama sözü verilmişti. Ve onlara denilmişti ki “ bizler sizi ‘Sanatçı’ olarak bu milletin önüne süreceğiz ve sizden başkasına bu imkanı vermeyeceğiz. Sizlerde gençliğinizi pornoculukla geçireceksiniz. Sizler aile olarak ta bizim için çok değerlisiniz zira bir odada anneniz film çevirecek diğer odada siz! İşte gün geldiğinde de bu millete ve bu milletin değerlerine üstten aşağı küfredecek ve bu milletin aklıyla dalga geçeceksiniz.” Demişlerdi.
Şimdi ben öyle zannediyorum ki bizim ülkemizde böyle insanlar çok az sayıda olsalar da hatta nesilleri tükenmek üzere de olsa birkaç tane kalmıştır. Ve ağızlarından dökülen salyalar bunların yok olma anlarında kudurma sahneleridir.
Milletimizi eleştirmek ‘sanatçının’ işidir. Adına ‘sanatçı’ denilen ateistlerin ve hainlerin işi değildir.
Ve bunlara sanatçı gibi sanatçının bir dörtlüğüyle cevap verip yazımızı tamamlamak istiyoruz. Hem de öyle bir sanatçı ki ömrünü kadehlerin arasında geçirse de bu millete hiç küfretmemiş ve bu milletin her daim yanında olmuş hatta büyük şair Akif’in can dostu olmuştur. Neyse uzatmayalım efendim Neyzen bunlar için diyor ki;
“Ben sana bok demem,
Boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka,
Onu da mundar eder.
Tanrı senin hamurunu
Necasetle yoğurmuş,
Anan seni s.ç.r iken
Yanlışlıkla doğurmuş.”
Yazımız alışılanın dışında biraz kaba oldu bundan dolayı okuyucularımızdan özür dileriz. Fakat milletimize kim hakaret ederse bu yazıların da hafif kaldığını belirtmek isteriz.
Fatih KAPLAN 25.12.2018