ŞERİATIN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ

YAZARLAR - Ocak 29, 2020 18:46

Sultanlar sultanı; selim iken YAVUZ olan Sultan Selim Han, 1514 yılında İslam âleminin başına bela olan şah İsmail’i ortadan kaldırmak için sefer kararı alır. Her zaman ki olduğu gibi meclisini toplar, vezirlerine danışır, şeyhülislamdan sefer için icazet alır. Tüm istişareler yapılır ve Yavuz tam yetkili olarak sefere çıkar.
Artık tüm yetki ondadır ve istişare edildiği herkesin fikri ve onayı alındığı için ordu 20 Nisan 1514 günü yola çıkar. Anadolu’da Osmanlı ordusu ilerlerken Şah İsmail’in ordusu Anadolu içlerini doğru çekilir ve ortaya çıkmaya cesaret edemez. Uzun soluklu kovalamacadan aylar sonra Osmanlı ordusunda başkaldırmalar başlar. Yavuz’un çadırına bile oklar isabet eder ama o aldırış etmez atını sürer isyan eden askerin üstüne ve hepsini ikna edip yola devam ederler. Hepsi Allah rızası yola çıkmış ve ortadan kaldırılması gereken bir düşman vardır. Bunun bilincinde olan askerler tekrar itaat ederler ama zaman geçip aylar geçtiği halde düşman görünmeyince asker arasına bu defa fitne fesat yayılır. Fitne fesadın yaptığını düşman yapamaz derler ya.
Bu sefer de Yavuz’un en çok sevdiği ve haremde beraber yetiştirdikleri Karaman beylerbeyi Hemdem Paşa’yı yavuz’un huzuruna çıkmaya ikna ederler. Hemdem paşa huzura çıkar ve askerin geri dönmek istediğini ve geri dönmenin daha uygun olduğunu Yavuz’a anlatır. Yavuz, paşayı çok sever fakat ortada fitne ve fesadın sözcülüğü vardır. Çadırından çıkar, oracıkta hiç vakit kaybetmeden Hemdem paşanın boynunu vurdurur. Karar verilmiş ve anında uygulanmıştır. ( ‘’sahibine hırlayan itin cezası vurulmaktır’’ derler)
Haber şeyhülislam Ali Cemali efendiye gider ve Yavuz’a şeyhülislam bunu neden yaptığını sorar. Yavuz; Ayet’i Kerime’ye muhalefet ettiği için öldürttüğünü söyler ve Al-i İmran suresi, 159. Ayeti okur. Yola çıkmadan önce yetki aldığını ve herkesin bunu onayladığını yoldan geri dönmenin ne kadar sakıncalı olduğunu izah eder ve savaş meydanından kaçmanın zararlarını anlatıp. Yetki verilirken kendinin aynı makamda olduğunu anlatır.
Askerlerine dönüp birkaç soru sorar;
Yetki verilirken iyi olan adam yetkiyi kullanırken kötü olur mu? Madem kötü veya beceriksiz se yetki vermek doğru mudur? Yetkiyi verip sonradan arkasından iş çevirmek fitne fesada yol açmak değil midir? Allah yolunda harbe çıkanlar, menfaat bekler mi? Dünyalık için ahiretini satar mı?
Askerden çıt çıkmaz ve hepsi tam bir teslimiyet ve azimle yollarına devam eder. Selim olarak dünyaya gelen sonunda YAVUZ olur. Allah hepimize, Yavuz gibi verdiği sözden dönmeyen lider, Yavuz’a verdiği yetkiyi yarın başka makamlar için değiştirmeyecek Heyetler nasip etsin. Allah fitne fesada yol açanlardan eylemesin.
KILICIMIZ PARLAK, DAVAMIZ ALLAH RIZASI, VATANIMIZ CENNET OLSUN.

Fatih KAPLAN

BENZER HABERLER