VAHŞİ AVRUPA’DA BAĞIMSIZ BOSNA

YAZARLAR - Ocak 29, 2020 19:09

VAHŞİ AVRUPA’DA BAĞIMSIZ BOSNA
Fatih Sultan Mehmet Han 1463 yılında topraklarımıza kattığı Bosna Avrupa’nın göbeğinde yüzyıllarca adalet huzur kültürün timsali oldu. Bize bağlandığı gün hayatının dönüm noktasını yaşadı ve İslam’ın huzur verdiği ülkeler arasına adını yazdırmayı başardı.
Türk milletinin kendine has yönetme şekliyle tanışan bu güzide memleket huzurun hakim olduğu sokaklarında gün geldi karmaşalara şahit olmaya başladı. Avrupalı ve haçlı zihniyetinin Berlin antlaşmasında Osmanlı devletinin toprakları taksim edilirken Bosna’daki Türk varlığı da yok edilmesi gerekenler listesindeydi. 1908 yılında ise beklenen gün gelmiş etle kemik olan Bosna halkı Türk milletinden koparılıp Avusturya’ya verilmiştir.
Türk milletinin gelmesiyle hayat bulan Bosna onların topraklarından gitmesiyle adeta karanlık günlerini yaşamaya başlamıştı. Topraklarında iki dünya savaşına şahitlik eden mazlum millet yıllar ilerledikçe acı, kan ve gözyaşının aktığı bir toprak parçası olmaya başlamıştı. Ta ki 01/03/1992 yılına kadar. O gün bağımsızlığını kazanmıştı. O gün çiçeklerin bir başka açtığı bu güzel memleket çok süremeden topraklarında vahşilerin gezmeye başlamasıyla tarihinin belki de en karanlık günlerini yaşamaya başladı. Sırp kasaplar Bosna sokaklarında insan avına çıkmışken sözde – medeni Avrupa- insanlık sınavında sınıfta kalmaya başlamıştı. Sırp kasabın ise verdiği beyanat çok ama çok ilginçtir ne diyordu kana susamış soysuz köpek, “ Türkleri bu topraklardan atma vakti geldi de çattı bile. Artık onların hepsini bu topraklardan sürüp atacağız. Onların doğmamış çocuklarını bile bu topraklarda görmek istemiyoruz.” Derken şaka yapmıyordu. Hem de bunu tarihlerinde aldıkları en ağır yenilginin yıl dönümünde yapıyor üstüne üstelik yanındaki katilerle beraber kahkahalarla poz verirken yapıyordu.
Bosna sokakları ise eski görüntülerinden eser kalmayan karanlık günlerine geri dönmeye başladı. Erkeklerin kurşun ziyan olmasın diye kesilerek katledildiği, kadınların ve kız çocuklarının ırzına geçildiği, hamile kadınların – tıpkı Ermenilerin yaptığı gibi- karnındaki çocuğun cinsiyetine göre iddiaya girişildiği yer oldu.
Bosna, can Bosna o gün kan ağlarken biz o gün oraya gidemedik, el uzatamadık Allah bizleri onlara el uzatacak kadar güçlü olamadığımız için affetsin. Onlar vahşi Avrupa’nın göbeğinde can çekişirken bizler olanları sadece televizyondan izledik ve canımız sıkılınca kanalı değiştirdik. Baktık diğer kanalda da aynı görüntüler var televizyonu kapatıp tüm olup bitenleri görmemezlikten geldik. Vahşi Avrupa onlara Türk’sünüz diye saldırırken onlara ayrıca Müslüman mısın? Diye sormazken bugün çıkıp da Türk’ü İslam’dan, İslam’ı Türk’ten ayırmaya çalışan embesiller var. Allah, milletimize öyle bir güç kuvvet versin ki yeryüzünde ne kadar mazlum varsa hepsine kol kanat gerelim, onlar Allah deyince bizler Allah’ın yeryüzündeki ordusu olarak onların yardımına koşalım.
Türk’ü İslam’dan ayırmaya çalışanlara da güzel bir sözle cevap verelim; “ bizler Hıra dağı kadar Müslüman, Tanrı dağları kadar Türk’üz.” Bu millete mensup olmakla da şeref duyuyor ve bu şerefi istemeyenlere de rahmetli Ebulfeyz Elçibey’in bir sözüyle cevap vermek istiyoruz rahmetli diyor ki; “Türk değilim diyene karşı sakın ısrar etmeyin. Allah’ın bahş ettiği (bağışladığı) şerefi istemeyen şerefsize biz zorla şeref verecek değiliz ya! ” diyerek son noktayı koymuştur.
Bosna-Hersek cumhuriyetinin kuruluşunun yıl dönümü kutlu olsun.
Allah Türk milletini payidar eylesin…
Fatih KAPLAN 1.03.2018

BENZER HABERLER