Halil İbrahim Sezer: İyilik Her İnsanı İyileştirmez
İYİLİK HER İNSANI İYİLEŞTİRMEZ
“Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olmamıştır bizde,
Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız,
Saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz” diyor
Nuri Bilge…
İyi niyetin ve samimiyetin bizim toplumumuz kadar hor görüldüğü, yanlış anlaşıldığı başka bir toplum daha var mıdır bilemiyorum. Herkese iyi olmaya, adil olmaya çalışarak saygınlık ve sevgi kazanmanız mümkün olmuyor. Aksine her iyi niyet diğerinin gözünde senden bir şeyler eksiltiyor. Senin iyi niyetin ezildiği gibi seni hor görmesine de neden olup zayıflık ve acizlik olarak algılanıyor.
“İyilik yapma, görevin olur” demiş büyükler…
İyi niyetle yapılan her şey vasat insanlar tarafından suistimale açıktır bizde…
Hele ki bu bedavaya sunulan hizmetse…
Yaptığınız hiçbir şeyin değeri ve kıymeti yoktur. Kendinizden verdiğiniz ödün kendinize zarar olarak döner.
İyilik her zaman iyilik değildir yani…
İyiliğin iyilik olması için karşıdaki kişinin bunu anlayabilecek alt yapısının olması gerekir. Sizin verdiğiniz öz verinin ve değerin takdirine açık değilse, değer nankörlük olarak karşınıza dikilir…
Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Dostoyevski, hapishane hayatından önce insanları tanıdığını düşündüğünü, ama yanıldığını ancak hapis yıllarında anladığını belirtir. “Kara Halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra, insanları çözümlemeye ve iç dünyalarının derinliklerine inmeye başlar. Pavlow ‘un köpeği deneyi misali, hapishanedeki bir köpeğin, yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşamayı dener. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.
Bu bize kimi insanlarında iyiliği ve şefkati gördüğünde ona uyum sağlamakta zorlanacağını gösterir.
“Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer” der…
Toplum içinde birçok insan Dostoyevski’nin köpeğindeki anlatımı gibidir. Yani iyilik, sevgi, ilgi gibi olumlu duygulara olumlu karşılık vermeyi beceremezler. Hatta iyi bir muameleyle karşılaşmak onu daha kötü yapar. Sevdikçe nankörlerşen, değer verdikçe hadsizleşen, tahammül ettikçe çirkefleşen, güvendikçe yanıltan, çabaladıkça vefasızlaşan insanlarla doludur biz toplumumuz.. O nedenle herkese eşit davranış, eşit muamele hayal kırıklığı yaratır. Kendinize göre gayet insani yaklaşımınız, ortalama bir iyilik anlaşışınız bile, bunu anlamaz insanlar için kötüye kullanıma sebeptir. Hatta senin iyi niyetini referans göstererek arkandan tonla iş çevirir…
İyilik pragmatik beklentiler için yapılmaz o ayrı bir konu.
İyilik, toplumsal normlarda, gelenek-göreneklerde ve tüm din kitaplarında, insanlığın edinmesi gereken doğru bir vasfı olarak öğretilse de iyi olmanın bu kadar kötüye kullanıldığı bir dönemde iyiler genelde takdir değil sorun yaşarlar. Yani kimse yüceltmez iyi olanı… Siz kendinizi sıkıntıya sokacak biçimde birisine yardım için uğraşsanız bile o kişi bunu zayıflık olarak görüp en kıza zamanda size dirsek çevirmekten hicap duymaz.
Hak ettiği kadar, gerektiği kadar ve en önemlisi de takdir edildiğini kadar iyi niyetli olmak elzemdir… Çünkü sömürücü ve kullanıcı olanlar, iyilik yapan insanın iyiliklerini bir süre sonra iyilikten çok “olması gereken, sıradan, rutin” olarak görürler. O nedenle iyilikbilmez birine elinizi verirseniz, kolunuzu koparabilirler.
Özetle iyilik her insanı iyileştirmez, çoğunu biraz daha nankör yapar, kime ne verdiğinize dikkat etmeniz dileğiyle…
Selametler
Halil İbrahim Sezer
-
Fatih Kaplan: Fındık Festivali İçin Tebrik, Takdir ve Desteklemek Gerek
-
Başkan Karagöl: Sözümüzü Tutmanın Mutluluğunu Yaşıyoruz
-
Chp Tokat Merkez İlçe Başkanı Aytekin Ayan: İşçilerin Yanındayız
-
13. Ufka Yolculuk Yarışmaları Kayıtları Başladı
-
Fatih Kaplan: Fındık Festivali İçin Tebrik, Takdir ve Desteklemek Gerek
-
Chp Erbaa İlçe Bşk. Hüseyin Çakır: Tüm Sorunları Dile Getireceğiz
YORUM BIRAK
YORUMLAR
HABER LİSTESİ
-
01
Fatih Kaplan: Fındık Festivali İçin Tebrik, Takdir ve Desteklemek GerekGökal Belediyesi tarafından bu yıl birincisi düzenlenen Fındık Festivali -
02
Başkan Karagöl: Sözümüzü Tutmanın Mutluluğunu YaşıyoruzEski Tokat yolunda asfalt çalışmaları başladı: Başkan Karagöl sözümüzü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz Erbaa Belediyesi Eski Tokat Yolu’nda asfalt çalışmalarına başladı. Çalışmaları yerinde inceleyen Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl verdiği sözü tutmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Erbaa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri Orhan Gazi Caddesi’nden Kuruçay İlkokuluna kadar uzanan Eski Tokat Yolunda asfalt çalışmalarına başladı. Erbaa […] -
03
Chp Tokat Merkez İlçe Başkanı Aytekin Ayan: İşçilerin YanındayızCHP TOKAT MERKEZ İLÇE BAŞKANI AYTEKİN AYAN: “İŞÇİLERİN HAKKI GASPEDİLEMEZ, ŞIK MAKAS VE CROSS TEKSTİL DERHAL MAAŞLARI ÖDEMELİDİR” “Üç aydır maaş alamayan işçiler, tehdit ve baskıyla susturulmak isteniyor” Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Merkez İlçe Başkanı Aytekin Ayan, Tokat Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Şık Makas ve bağlı kuruluşu Cross Tekstil fabrikasında yaşanan işçi mağduriyetine ilişkin […] -
04
13. Ufka Yolculuk Yarışmaları Kayıtları BaşladıTürkiye’nin 81 ilinde düzenlenen ve bugüne kadar her yaştan milyonlarca insana kitap okuma alışkanlığı kazandıran Ufka Yolculuk Yarışması bu yıl 13. kez düzenleniyor. Bu sene “Nasıl İnanmalı?” sorusu üzerinde odaklanan yarışmanın sloganı, insanın yaratıldığından beri taşıdığı hakikati yeniden hatırlaması amacıyla “İlk Sözleşmeni Hatırla.” olarak belirlendi. Hayatı anlamlandıran bu yolculukta, her yaştan katılımcıyı manevi derinliklerle dolu […] -
05
Fatih Kaplan: Fındık Festivali İçin Tebrik, Takdir ve Desteklemek GerekGökal’da Belediye Başkanı Muhittin Hünerci’nin yoğun gayretleriyle ilk defa düzenlenen festival bölgemizin adının farklı alanlarda duyulmasına yardımcı olacaktır. Bu organizasyonu farklı yönleriyle değerlendirmek gerekir. Tanıtım açısından baktığımızda; Bölgemizde fındığın yetiştirildiğini anlatmak bunu farklı noktalar ulaştırmak ilerleyen dönemde şehrimize katkı sağlayacaktır. Şehrimiz şimdiye kadar Toprak sanayisi, Organize Sanayi bölgesi, Orman ürünleri işleme sanayisi olarak adından söz […]
