Az bulutlu

Perihan Sever Dirican Yazdı: Ben Clara

YAZARLAR - Aralık 5, 2022 11:11 A A

Ben ve Clara

Ben insanların engelli olabileceğini okuma yazmaya başladığım sıralarda okuduğum, Heidi’nin hikâyesindeki Clara’dan öğrendim. Ondan önce görmedim, duymadım. Belki vardı, aileleri onları, oda içinde, odalara saklıyorlardı. Belki antik çağlardaki gibi; tanrının cezalandırdığı kul olduklarını, hatta topluma yarar sağlayamadıkları gibi ailelerinin de topluma katkı sağlamasına engel olduklarını varsayıp, onları ıssız yerlere, dağlara, çöllere bırakıyorlardı. Ya da Claralar kendilerini güzel kamuflaj ediyorlardı. Bunlar oluyordu olmuyordu bilmiyordum ama sarı, uzun lepiska saçlarıyla, akça pakça, çok güzel bir kız, hikâyenin sayfaları arasından, tekerlekli sandalyesine oturmuş hayata küskün, bana küskün öylece bakıyordu. Yüz ifadesinden; güçsüzlük, düşkünlük, çaresizlik akıyordu, çok acımıştım ona. Hemen babaannemin yanına koşup

“Babaanne, neden Allah bazı insanlara kötü davranıyor? Bak bu kitapta Clara yürüyemiyor!” diye sormuştum.

Babaannemin cevabı ilginçti.

“Allah kötü davranmaz çocuğum! Clara büyüklerinin lafını dinlememiş, Allah da onu çarpmış.”

O günden sonra büyüklerin lafından çıkmayı bırak, sanki onların köleleri olmuştum.

Sonra ortaokulda bir ahraz düştü hayatıma. Clara gibi bir uzvu çalışmayan, ama dipdiri, capcanlı. Uzaylıymışcasına incelemeye koyuldum. Acaba ne yaptı da Allah onu çarptı diye acıyordum adama. Tuhaf bir heyecana kapılmıştım, hep yanında olmak, adeta içine girip onun duygularını okumak istiyordum. Babam yaşlarındaydı, babamlarla şakalaşıp gülüşüyorlardı ve babamlar onun tuhaf el, kol hareketlerinden ne dediğini anlıyorlardı. Bir gün bana bakıp bir şeyler söyledi babama. Babam tebessüm ederek bana döndü.

“Neden amcana öyle bakıyorsun?”

“Nasıl bakıyormuşum ki?”

“Bilmem! Amcan diyor ki “ Bana acıyarak bakmasın! Ben çok iyiyim”

Çok utandım. Hemen odadan çıktım. Ertesi gün O, beni yanına çağırıp, saçlarımı okşayana kadar da ortalıkta hiç görünmedim.

Liseye eriştiğim yıllarda, Clara’yı Allah’ın çarpmadığını biliyordum artık.  Ancak içimdeki acıma duygumu yok edememiştim, bakışlarımı ona göstermemek için gözlerimi kaçırıyor ya da sayfaları görmezlikten geliyordum. Oysa etrafımı azımsanmayacak bir hızla çoğalan Claralar sarıyordu. Yalnız tekerlekli sandalyelerle değil, değneklerle gezen, el kol hareketleriyle konuşan, kendini ifade edemeyen Claralar. Çünkü kalıtımsal, doğuştan veya çeşitli hastalıklarla beraber; yetersiz sağlık hizmetlerinin, trafik kazalarının, afetler ve terörün yok ettiği organlarından dolayı engeliyle yaşamak zorunda olan insanlar çoğaldı memleketimizde. Kimisi ağabeyimiz, kimisi kız kardeşimiz, kimisi yeğenimizdi… Onları nasıl dışlayabilirdik veya onlar bizden nasıl uzaklaşabilirlerdi. Onlar hep yanımızda, içimizde olsun istedik, öyle de oldular. Ve nihayetinde eskiden antik çağdan kalma bidatlarla köşe bucak gizledikleri, kilit altında tuttukları engelli çocuklarını da gün yüzüne çıkardı aileler. Artık onlar isteklerini, ihtiyaçlarını anlatacak kadar özgüvenli, bizler de onların üzerimizde yük olmadıklarını anlayacak kadar bilinçlendik. Onları ötekileştirmeden göğsümüze basabildik. Güvenerek bize sarılabildiler.

Bu yolda devlet de iyi denebilecek adımlar attı. Hala biraz eksikleri olsa da insanlarımızı hayata kazandıracak, günlük yaşantılarını kolaylaştıracak psikolojik, fizyolojik ve anatomik ihtiyaçlarını karşılayıp, geliştirecek maddi yardımların yanı sıra engelli birey ve ailelerini medikal, psikolojik, sosyal, politik, kültürel alanda aktivitesini güçlendirecek faaliyetlerde bulundu.

En büyük gelişimi ben ve Clara yaşadı.

O, sağlanan imkânlarla, çevrenin güzel yaklaşımıyla ve teknolojinin yardımıyla kuytu sayfalardan çıkıp, ait olduğu yere yerleşti. İçe kapanıklığından, isyanlarından, kaprislerinden kurtuldu. Heidi’nin dediği gibi, “çiçekleri toplamak için yürümek ve çabalamak gerek.” tiğinin bilincinde, hayata daha güzel bakıyor ve hayatın her alanında başarı imzaları var.

Ve Clara’nın yalnızlığına eşlik eden, ondan daha çok hayata küskün, kırılgan, çaresiz, kendisini yalnızca çocuğunun engeline adayan, bu uğurda savaşan, bütün umutlarını çocuğunun engelsiz yaşamasına odaklayan anneler; en mutlu anlarında bile kocaman hüzünler, korkular taşısalar da, geleceğe umutla bakmanın, çocuklarıyla gurur duymanın hazzına  varabiliyorlar.

Ben, gündüz keçi sütü, kuru ekmek yiyip, kırlarda seken, gece samandan yatağında yıldızları seyrederken güzel düşler kuran, engelli arkadaşı için üzülen, iyileşmesi için çırpınan Heidi gibi olmaktan çoktan uzaklaştım. Heidi benim yaşımda olsaydı ne olurdu bilmiyorum ama ben şimdi daha gerçekçi, daha somut, daha acımasız bakıyorum hayata. Çünkü engelli de olsam, engelsiz de olsam hayata bir kez geldiğimi ve hayatın çok kısa olduğunu biliyorum. Sabır, sevgi, sebatla altından kalkamayacağımız engelin olmadığını biliyorum, ayrıca değiştiremeyeceğimiz durumlar varsa onu olduğu gibi kabullenmek gerektiğini,  onunla yaşamasını öğrenmemiz gerektiğini biliyorum. O zaman neden azmine hayran olmak, gıpta etmek yerine Clara’ya acıyım ki?  Ayrıca ben de bir engelliyim, benim de birkaç organım yok. İç organlarımın bir kısmını aldırdım. Dilediğim gibi yiyemiyor, gezip tozamıyorum, duyularımın çoğu iflas etmek üzere, ilaçların etkisiyle de olabilir normal düşünemiyorum, yapacağım işler için yardım umuyorum. Ama bana kimse engelli demiyor. Engelli olmak için illa dış organlarımdan birinin olmaması mı lazım?

Demek istediğim: Yok aslında birbirimizden farkımız, hepimiz insanız!

Perihan Sever Dirican 05/12/2022

YAZARLAR - 11:11 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HABER LİSTESİ

  • 01
    Av. Abdulmuttalip Eryılmaz: Türkiye Cumhuriyeti Pazarlık Konusu Yapılamaz!
    İyi Parti Erbaa İlçe Teşkilatı ‘Çerçeve Yasa Tasarısı’ olarak bilinen yasa tasarısını kınayan bir basın açıklaması yaptı. Erbaa Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını İyi Parti Erbaa İlçe Başkanı Av. Abdulmuttalip Eryılmaz okurken Eryılmaz’a parti teşkilat üyeleri eşlik etti. Yapılan basın açıklaması şu şekilde: “İYİ Parti olarak ilk günden beri açıkça söyledik: Terörle pazarlık yapılmaz. Teröristle […]
  • 02
    Niksar Belediyesi Niksar Ayvaz Su Fest Düzenliyor
    Niksar Belediyesi; Niksar Ayvaz Su Fest adı altında yeni bir festival yapacağını duyurdu. Niksar Belediyesi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada: “Niksar yepyeni bir festivale ev sahipliği yapıyor! Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Niksar’ımız, bu yıl ilk kez düzenlenecek Niksar Ayvaz Su Fest ile unutulmaz günlere hazırlanıyor. 13-22 Ağustos 2026 tarihleri arasında Cumhuriyet […]
  • 03
    Baba’nın Oğlu Kemal Sgk Borcuna Karşılık 29 Dükkan ve 1 Büfeyi Devrediyor
    Geçtiğimiz günlerde belediyeye ait 365 milyon liralık mülk satışıyla gündeme gelen ve konu hakkında hiçbir açıklama yapmayan Tokat Belediye Başkanı Kemal Yazıcıoğlu bu defada Sgk borçlarını ödeyemediği için olacakki borçlara belediyeye ait 41 işyerinden 29 dükkan ve bir büfeyi SGK’ya devretme kararı aldı. İşte meclis kararı: “…Belediye birimlerinden ve bağlı kuruluşlarından Meclis toplantısı sırasında gündeme […]
  • 04
    Tokat’ta Kemal Yazıcıoğlu’ndan Arsa Satışı
    Tokat’ta Belediye tarafından 365 Milyon lira bedelle bir arsa satışa çıkarılıyor. Tokat Belediye Başkanı M. Kemal Yazıcıoğlu göreve geldiği günden bugüne kadar büyük ölçekli herhangi bir iş yapılmamışken bugünlerde şehirde çeyrek milyar liradan fazla bedelle satılacak arsa satışı konuşuluyor. Sayın başkan, Tokat’a ayak bastığı ilk anlardan itibaren rahmetli babası değerli Valimiz Recep Yazıcıoğlu’nun adını sık […]
  • 05
    Erbaa’da Lgs Birincisi Ödüllendirildi
    Liselere Geçiş Sınavı’nda Türkiye genelinde tüm soruları doğru yanıtlayan Berkay Arıkan Erbaa İlçe Milli Eğitim Müdürü Bekir Aslan tarafından ödüllendirildi. Erbaa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada: “LGS Türkiye Birincisini Çeyrek Altın ile Ödüllendirdik Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 tam puanla Türkiye Birincisi olan Hakimiyet-i Milliye Ortaokulu öğrencimiz Berkay […]